Referandum, duma duma dum!

İlk defa politik bir yazı yazıyorum. Konu bir aydan az süre kalan Referandum. En baştan söyliyeyim, referandum da tercihimin Evet mi Hayır mı olacağı henüz belli değil. Araştırmaya da yeni yeni başladım. Yazım tercihimin renginden veya referanduma konu olan anayasa değişiklik paketinden çok bu konu etrafındaki toplumsal gözlemlerimden oluşuyor. more…

Category: Hayat  Tags:  Leave a Comment

Body Worlds: Her insan bir dünyadır!

Bu haftasonu harika bir sergiye gittim: Body Worlds Orijinal Vücut Dünyası sergisi. Sergi İstanbul – Karaköy Antrepo 3 de, nargilecilerin hemen yanından İstanbul Modern’e gider gibi giriliyor. Gerçek insan vücut ve organlarının plastinasyon tekniği ile korunarak sergilenmesi. Sergi, tıp öğrencilerine ve insan vücuduna meraklı benim gibi kişiler için bulunmaz bir fırsattı. Tereddüt etmeden hemen gittim. Benim için unutulmayacak ve çok faydalı bir deneyimdi.

Tıbbi konulara olan ilgim, üniversiteden sonra başladı. Bu sayede, insan biyolojisi, bunun fiziksel ve kimyasal temelleri, beyin – psikoloji – davranış ilişkileri, insan ve çevresindeki ekosistem ile ilişkileri üzerinde zaman zaman fikirler yürüten bir meraklı oluverdim. Body Worlds sergisinin posterini gördüğüm anda, işte dedim, bunca zamandır üzerinde fikir yürüttüğün kavramları sağlam temellere oturtman için harika bir fırsat. Sergi beklentimi fazlasıyla karşıladı. Öğrendiğim teorik bilgiler, bir yapbozun parçalarının birleşmesi gibi yerli yerine oturarak, büyük resmi çok daha net görmemi sağladı. Yazının devamında, sergilenme sırasına göre gördüklerimi ve düşündüklerimi özetlemeye çalışacağım.

more…

pAris: mon amour!

Hasret bitti, vuslat gerçekleşti! Beni yakından tanıyanlar, Fransız dil, kültür ve edebiyatına olan ilgimi bilir. Ben de uzun soluklu bu ilgimi bizzat yerinde gidermek için mayıs sonu, haziran başında 5 günlük dolu dolu bir Paris tatili yaptım. Paris’in havasını, çok kültürlülüğünü ve şehir planlamasını (geniş bulvar ve medanlarını) çok sevdim. Hayat pahalılığını, Eyfel’in altındaki silahlı askerleri, ve uzun kuyruklarını hiç sevmedim.

Yazının devamında, gidecekler için tavsiyelerim ve görülmeden gelinmemesi gerektiğini düşündüğüm yerler bulunuyor… more…

Category: Gezi  Tags: , ,  Leave a Comment

Uykudan önce, birkaç dize!

Bir kitapsever olarak, hergün yatmadan önce biraz okumak, hayatımda yerleştirmeye çalıştığım ancak çok da başarılı olduğumu söyleyemeyeceğim bir alışkanlık. Yatak odamda başucumda, bu amaç için bıraktığım birkaç kitap genelde olur. Çoğu zaman, ya kendimi kitaba kaptırıp uykumu kaçırırım, ya da yorgun bedenim ve beynim birkaç sayfa okuyamadan kendini uykuya bırakıverir. Son zamanlarda bu soruna iyi bir çözüm buldum gibi!

Artık yatmadan önce şiir okuyorum. Birkaç pratik avantajı var. Birincisi, çok uykum da olsa, okuduğum birkaç esaslı dize hem kalbe, hem beyne fazlasıyla yetip artıyor. İkincisi, şiiri herhangi bir yerde kesmek çok problem olmuyor. Sonuç olarak: Şiir, kısa zamanda okuyup, kanınıza mutluluk zerkedebilmek için harika bir şey. Şu an baş ucumda 3 şiir kitabı var: Nazım Hikmet’den Memleketimden İnsan Manzaraları, Ömer Hayyam’dan Rubailer ve Yusuf Hayaloğlu’ndan Gözleri İntihar Mavi. Yazının devamında, henüz bitirdiğim Yusuf Hayaloğlu’ndan birkaç dizeye ve şiire yer vereceğim. more…

TED.com: Geç keşfettiğim muhteşem bir site!

Internet, internet olalı, böyle faydalı eser az görmüştür. Geç keşfettiğim muhteşem bir site: www.ted.com Sitenin sloganı en iyi özet sayılabilir: “Ideas worth spreading.” (Fikirler yaymaya değer) 15-20 dakikalık bir süre içinde, bir konuyu dünyada o konuda önde gelen bir kişiden dinleme şansına sahibiz.

Bu site bana İngilizce bilmenin ne kadar büyük bir armağan olduğunu bir kez daha ispat etti. Siteye altyazı özelliğinin eklenmesi mükemmel olmuş. Çoğu konuşmanın Türkçe altyazısı yok, ancak ana dili İngilizce olmayanlar için, konuşmaları İngilizce altyazı ile izlemek bile çok fark yaratıyor.

TED i izlemeye başladığım ilk birkaç gün içinde belirlediğim TOP 5 im aşağıda, ancak zaman ilerledikçe, bu liste çook uzayacak inşallah. Sizlerin de katkı ve yorumlarınızı beklerim. more…

Dinlediklerim: Ben Kimim?

İşte beni; damarımdan yakalayan, soluğumu kesen ve beni benden alan müthiş bir şarkı. Candan Erçetin‘den “Ben Kimim”.  Bu şarkının, yine beni benden almış, son dönem Türk edebiyatının -bence- şaheserlerinden biri olan, Hasan Ali Toptaş‘ın “Gölgesizler” romanından uyarlanan film için yazılmış olması. Şarkının, romana yaraşır derinlikte ve şiirsel sözleri. Söz ve şarkı ile başbaşa bırakıyorum. more…

Category: Diğer  Tags:  Leave a Comment

Roma: Gittim, Gördüm, Yazdım :)

“Veni, vidi, vici” (geldim, gördüm, yendim) demiş Sezar, milattan önce 47 yılında, Tokat-Zile civarında Pontus kralını yendiği savaştan sonra, Roma senatosuna yazdığı mektupta. Ben de, Sezar’ın imparatorluğunun başkenti Roma’ya gittim, 2010 yılbaşında. Fazla detaya girmeden, izlenimlerimi aktaracağım ve gideceklere bazı küçük tüyolar vermeye çalışacağım. more…

Category: Gezi  Tags: , ,  4 Comments

İzlediklerim: AVATAR – James Cameron

17 Aralık 2009 Perşembe günü, saat 09:00 da, AVATAR filmini, gösterime girmeden bir gün önce, öngösterimin ilk seansında izledim. Sonuç: Tek kelime ile MÜKEMMEL. Imdb de şimdiden 8.4 puan aldı bile.

Yazım, spoiler içermiyor. Seyretmemiş olanlar da okuyabilir. Ama bence hiç vakit kaybetmeyin, hemen gidin seyredin. Dönüşte yorumlarınızı beklerim.

more…

Martin Fowler’dan: Katmanlı Mimarinin Evrimi

Martin_Fowler_QCon_2007.jpg

Martin_Fowler_QCon_2007.jpg

Martin Fowler, yazılım dünyasının önde gelen guru’larından biridir. Geçenlerde bir vesile ile üstadın, “Enterprise Application Architecture” adlı eseri elime geçti. Ben, hem Martin Fowler’ı uzaktan takip eden, hem de Kurumsal Uygulamalara 10 yılını vermiş biri olarak kitaba balıklama daldım tabi. Aşağıda kitapta bulunan ve, genç yazılımcılar için faydalı olabileceğini düşündüğüm, “The Evolution of Layers in Enterprise Application” başlıklı kısa bölümü, naçizane kendi yaptığım çevirisi ile sunuyorum. Yazar bu bölümde yıllar içinde evrimleşen, Kurumsal uygulama geliştirme konusuna kısa bir tarihçe sunarken, katmanlı mimariye nasıl ulaşıldığını özetliyor. Bu serüvenin her kilometresinde, yanlış yapa yapa doğruları öğrenen, ben ve benim gibi diğer yazılım dinazorları için de hoş bir panorama olduğunu düşünüyorum. more…

Okuduklarım: Kitab-ül Hiyel – İhsan Oktay Anar

Kitab-ül Hiyel

Ömrü hayatımın son iki yılında keşfettiğim -buna sevinsem mi, dövünsem mi bilemiyorum- Türk Edebiyatının yaşayan iki büyük yazarından İhsan Oktay Anar’ın (diğeri Hasan Ali Toptaş dır) ikinci romanı olan “Kitab-ül Hiyel” i az önce bitirdim. İçinde bulunduğum mutluluk ve mest olma halini doya doya yaşasam mı, yoksa sıcağı sıcağına bu yazıyı yazsam mı tereddütünü uzatmadan, ikisini de aynı anda yapabileceğimi düşünerek bilgisayarın başına oturdum. more…