
Martin_Fowler_QCon_2007.jpg
Martin Fowler, yazılım dünyasının önde gelen guru’larından biridir. Geçenlerde bir vesile ile üstadın, “Enterprise Application Architecture” adlı eseri elime geçti. Ben, hem Martin Fowler’ı uzaktan takip eden, hem de Kurumsal Uygulamalara 10 yılını vermiş biri olarak kitaba balıklama daldım tabi. Aşağıda kitapta bulunan ve, genç yazılımcılar için faydalı olabileceğini düşündüğüm, “The Evolution of Layers in Enterprise Application” başlıklı kısa bölümü, naçizane kendi yaptığım çevirisi ile sunuyorum. Yazar bu bölümde yıllar içinde evrimleşen, Kurumsal uygulama geliştirme konusuna kısa bir tarihçe sunarken, katmanlı mimariye nasıl ulaşıldığını özetliyor. Bu serüvenin her kilometresinde, yanlış yapa yapa doğruları öğrenen, ben ve benim gibi diğer yazılım dinazorları için de hoş bir panorama olduğunu düşünüyorum. more…


Uçak yolculuklarında Yeşilköy Atatürk Hava Limanını kullananlar bilir. Uçuşlar genelde rötarlıdır. Bu durum AHL’nın yoğun trafiği ile açıklanır, ki hak vermemek imkansızdır. Gerçekten çok yoğun bir hava trafiği var. Ben de Ankara’da ki projemiz dolayısıyla AHL yi yoğun olarak kullanıyorum. Dolayısıyla rötarlara hem alıştım, hem de kabullendim, ta ki dün sabah 06:00 uçağı ile uçana kadar.
Çoktandır aklımda soy ağacımı internet üzerinde bir ağaç yapısında tanımlamak ve bunu akrabalarımla paylaşmak isteğim vardı. Daha önce bu konuda yıllardır faaliyet gösteren ve bu mecranın dünyada ağababası olan MyHeritage sistemini incelemiştim. Ancak bu yazılım kullanıcının bilgisayarında çalışıyordu. Son incelemenden bu yana, soy ağacı meselesi çağ atlamış. Bu konu genel olarak dünyada “Genealogy” kavramı ile ifade ediliyor.
10 yıl sonra tekrar elime aldım başucu kitabımı. Hayatımda okuduğum en iyi kitaplar sıralamasında, 1. sırayı tam on yıldır kimseye kaptırmamıştı; ve en geç her on yılda bir, yeni bir göz, yeni bir bakış ile okunmayı fazlasıyla hak ediyordu. Demli bir bardak çay gibi, sindire sindire okudum. Bir on yıl sonraya tekrar randevulaştım.
6 yaşında bir kızım var. Yeni nesil okuma yazma dan önce bilgisayar kullanmayı öğreniyor. Benim kız da 1 yaşından beri bilgisayar başında. Selen’in en çok vakit geçirdiği web sitelerinden birisi de oyun siteleri. Ben de kızına örnek olan bir baba olduğumdan, bu sitelerde bir miktar vakit geçiriyorum tabi ki. Bu sitelerde bazen harika oyunlar da yakalıyorum. Bu yazıda 3 tanesinden bahsedeceğim. Bu oyunların ortak özellikleri bir dakika içinde oyunu kavrayıp hemen oynamaya başlıyor olmak ve oyunlarda ilerledikçe beyin kıvrımlarınızın kızışması.
Yağmurlu bir Eylül gününde, Darıca’dan kalkan araba vapurunun yolcu bölümünde rastladım, bir grup serüvenci İngiliz bilim adamına. Belgesel çekimi yapan bir kameraya, Evliya Çelebi’den bahsediyorlardı. Bazılarının üzerinde “Ride” ve “Evliya” yazan tişörtler vardı. İlgimi çeken şey, Ride kelimesinin atla yapılan seyahat anlamına gelmesiydi.
Öğrencilik yıllarımda, Bursa’ya bir turist kafilesi götürmüştüm. Teleferik ile Uludağ’a çıkmıştık. Hafızamda kalan hoş anılardan biridir. On yıl sonra, bayramın ikinci günü teleferik ile Uludağ’a tekrar çıktım.