<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fatih Güneş kişisel günlüğü</title>
	<atom:link href="http://www.fatihgunes.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fatihgunes.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Aug 2010 02:44:07 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Referandum, duma duma dum!</title>
		<link>http://www.fatihgunes.com/referandum/</link>
		<comments>http://www.fatihgunes.com/referandum/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Aug 2010 11:11:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Güneş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Referandum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fatihgunes.com/?p=304</guid>
		<description><![CDATA[İlk defa politik bir yazı yazıyorum. Konu bir aydan az süre kalan Referandum. En baştan söyliyeyim, referandum da tercihimin Evet mi Hayır mı olacağı henüz belli değil. Araştırmaya da yeni yeni başladım. Yazım tercihimin renginden veya referanduma konu olan anayasa değişiklik paketinden çok bu konu etrafındaki toplumsal gözlemlerimden oluşuyor.
Biz Hayır demesini bilmeyiz!
Öncelikle referandum sonucuna ilişkin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2010/08/referandum.jpg"><img class="size-full wp-image-307 alignleft" style="border: 2px solid black; margin: 2px 5px;" title="referandum" src="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2010/08/referandum.jpg" alt="" width="206" height="154" /></a>İlk defa politik bir yazı yazıyorum. Konu bir aydan az süre kalan Referandum. En baştan söyliyeyim, referandum da tercihimin Evet mi Hayır mı olacağı henüz belli değil. Araştırmaya da yeni yeni başladım. Yazım tercihimin renginden veya referanduma konu olan anayasa değişiklik paketinden çok bu konu etrafındaki toplumsal gözlemlerimden oluşuyor.<span id="more-304"></span></p>
<h3>Biz Hayır demesini bilmeyiz!</h3>
<p>Öncelikle referandum sonucuna ilişkin tahminimi söyleyeyim: Referandum&#8217;dan %62-67 arasında Evet çıkacağını tahmin ediyorum. Sebebi toplum olarak; pozitif, sağduyulu ve kaderci bir yapımızın olması. Bizim halkımızın yüzüne gül, bir selam ver, ağzındaki lokmasına ortak olursun. Ortalama bir talebe alacağın muhtemel cevap büyük ihtimal pozitif olacaktır. Bunu bir eleştiri anlamında söylemiyorum. Sadece gözlemlerim bu yönde. Gençliğimde, takdir ettiğim ve saygı duyduğum nadir bir politikacı olan Kamuran İnan Bey&#8217;in bir kitabını okumuştum: &#8220;Hayır diyebilen Türkiye&#8221;. Kitap daha çok dış politika ekseninde Türkiye&#8217;nin Hayır diyememesinin dezavantajlarını anlatıyor ve Hayır demenin nasıl bir güç olduğunu tecrübelerle örneklendiriyordu.</p>
<p><strong>Hayır demek, Evet demekten zordur. </strong>Neden böyle? Reddetmek, sağlam bir karakter, net bir duruş ve detaylı inceleme ve araştırma gerektirir.</p>
<p>Şöyle bir iddiam var: Referanduma sunulan anayasa paketindeki her madde, tam tersini ifade edecek şekilde değiştirilsin. Referandumdan çıkan sonuç, en az %51, yine Evet olacaktır!</p>
<h3>Hayırcılar daha çok çalışıyor.</h3>
<p>Eksik olduğumuz konulardan biri de toplumsal reflekslerimizin zayıf olması. Bunun orta ve yakın tarihimizle doğrudan bağlantısı olduğunu düşünüyorum. Bu referandumda dikkatimi çeken konulardan birisi, Hayır cephesinin çok daha aktif ve daha fazla çalışıyor olması. Bugüne kadar elime tutuşturulan broşürlerden (ki hepsini alıp dikkatle okuyorum) %80 i Hayır&#8217;cılardan.</p>
<p>Cumhurbaşkanı birkaç gün önce bir açıklama yaparak, artık liderlerin paketin içeriğini konuşmaya başlaması gerektiğini söyledi. Sadece liderler mi? Genel olarak ne propoganda içeriklerinde, ne de insanların arasında konuşulanlarda, paketin içeriğine dair çok az şeye rastlıyorum. Daha çok <strong>taraf olmamız isteniyor</strong>. Sloganlar havada uçuşuyor, yakın tarihe referanslar verilerek haklılık, daha doğrusu taraftarlık hedefleniyor. Bugüne kadar içeriğe dair rastladığım tek broşür, Ak parti tarafından hazırlanmış, karikatürlerle anlaşılırlık sağlanmış, bir kitapçıktı ki bence yeterli olmasa bile en bilgilendirici çalışmaydı.</p>
<h3>Azla yetinen, çoğu hiç bulamaz!</h3>
<p>Evet cephesindeki popüler yaklaşımlardan biri &#8220;Yetmez, ama Evet&#8221;. Yetmiyorsa niye Evet? Bizde meşhur bir atasözü vardır: &#8220;Azla yetinmeyen çoğu bulamaz&#8221; diye. Bir arkadaşım şöyle bir yorum yapmıştı bir tarihte: &#8220;Azla yetinen çoğu hiç bulamaz&#8221;. Sonradan çok hak verdim kendisine, çünkü azla yetinen çoğu hiç aramıyordu bile.</p>
<p>Bu yaklaşımın sebebi, anayasa değişiklik paketinin içeriğinin, Evet cephesini bile tatmin etmemesi. Peki bu paket bizi tatmin etmiyorsa, neden bu pakete hayır, gidin daha iddialı, daha dolu bir paketle gelin diyemiyoruz. İki sebebi var: 1 &#8211; Politik atalet: Darbe anayasası geleli 30 sene olmuş, en iddiasız paket için bile tek parti iktidarının burnundan kan geldi. Şimdi değişmezse ne zaman değişecek! 2 &#8211; Referandum pahalı birşey: Bizim, İsviçre gibi Cami minaresi için bile referandum yapacak lüksümüz yok.</p>
<p>Öyleyse, tek seferde en kapsamlı ve iddialı paket olsaydı daha iyi olmaz mıydı? Benim idealimdeki pakette şunlar kesinlikle bulunmalıydı:</p>
<ol>
<li>Anayasa paketinin kolayca değişebilmesinin ve modern demokrasilerde olduğu gibi sadeleşmesinin yolu açılmalı.</li>
<li>Daha adil bir seçim sisteminin yolu açılmalı, artık bir utanç olan seçim barajı düşmeli.</li>
<li>Toplum ve kurumlardaki (özellikle siyasi partilerdeki) iç demokrasiyi arttırıcı önlemler olmalı (mevcut pakette kısmen var bu)</li>
<li>Yönetimde denetim ve şeffaflık arttırıcı maddeler bulunmalı</li>
<li>Toplumsal eşitlik ve özgürüklerin önünü açan maddeler bulunmalı. Farklı din, dil, etnik köken ve diğer tüm ayrışmalara eşit yaklaşan bir anayasanın temelleri atılmalı. Gerçek demokratik açılım bu referandum ile sağlanmalı.</li>
</ol>
<p>(araştırmalarım devam ettikçe, liste genişleyecek&#8230;)</p>
<h3>Şarkılar bizi söyler.</h3>
<p>Son olarak hoş bir anekdot ile kapatayım: Evimin tam karşısında Ramazan dolayısıyla bir panayır kuruldu. Panayırın bir köşesinde Hayırcılar için propoganda noktası, diğer köşesinde Evetciler için bir nokta tahsis edilmiş. Hayırcılar, Barış Manço&#8217;nun güzel bir şarkısının nakaratını çalıyorlar sık sık: &#8220;Hayır, hayır, yüzbin kere hayır, inanmıyorum sana&#8221; diye haykırıyor, merhum. Evetcilerin köşesinden bir müzik gelmiyor. Bana sorsalardı, Ebru Gündeş&#8217;ten &#8220;Evet, söylüyorum Evet, istiyorum Evet, seviyorum, aşığım sana&#8221; çalmalarını önerirdim.</p>
<p>Ek: Keskin kalem, Yılmaz Özdil den Referandum konulu hoş bir <a href="http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/15593893.asp" target="_blank">yazı</a>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fatihgunes.com/referandum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Body Worlds: Her insan bir dünyadır!</title>
		<link>http://www.fatihgunes.com/body-worlds/</link>
		<comments>http://www.fatihgunes.com/body-worlds/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Jul 2010 22:54:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Güneş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[body worlds]]></category>
		<category><![CDATA[body worlds türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fatihgunes.com/?p=274</guid>
		<description><![CDATA[Bu haftasonu harika bir sergiye gittim: Body Worlds Orijinal Vücut Dünyası sergisi. Sergi İstanbul &#8211; Karaköy Antrepo 3 de, nargilecilerin hemen yanından İstanbul Modern&#8217;e gider gibi giriliyor. Gerçek insan vücut ve organlarının plastinasyon tekniği ile korunarak sergilenmesi. Sergi, tıp öğrencilerine ve insan vücuduna meraklı benim gibi kişiler için bulunmaz bir fırsattı. Tereddüt etmeden hemen gittim. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2010/07/bw_poster.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-282" style="margin-left: 5px; margin-right: 5px;" title="bodyworlds_poster" src="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2010/07/bw_poster.jpg" alt="" width="227" height="275" /></a>Bu haftasonu harika bir sergiye gittim: <a href="http://www.bodyworlds-istanbul.com/" target="_blank">Body Worlds</a> Orijinal Vücut Dünyası sergisi. Sergi İstanbul &#8211; Karaköy Antrepo 3 de, nargilecilerin hemen yanından İstanbul Modern&#8217;e gider gibi giriliyor. Gerçek insan vücut ve organlarının plastinasyon tekniği ile korunarak sergilenmesi. Sergi, tıp öğrencilerine ve insan vücuduna meraklı benim gibi kişiler için bulunmaz bir fırsattı. Tereddüt etmeden hemen gittim. Benim için unutulmayacak ve çok faydalı bir deneyimdi.</p>
<p>Tıbbi konulara olan ilgim, üniversiteden sonra başladı. Bu sayede, insan biyolojisi, bunun fiziksel ve kimyasal temelleri, beyin &#8211; psikoloji &#8211; davranış ilişkileri, insan ve çevresindeki ekosistem ile ilişkileri üzerinde zaman zaman fikirler yürüten bir meraklı oluverdim. Body Worlds sergisinin posterini gördüğüm anda, işte dedim, bunca zamandır üzerinde fikir yürüttüğün kavramları sağlam temellere oturtman için harika bir fırsat. Sergi beklentimi fazlasıyla karşıladı. Öğrendiğim teorik bilgiler, bir yapbozun parçalarının birleşmesi gibi yerli yerine oturarak, büyük resmi çok daha net görmemi sağladı. Yazının devamında, sergilenme sırasına göre gördüklerimi ve düşündüklerimi özetlemeye çalışacağım.</p>
<p><span id="more-274"></span><strong>Yüz yüze</strong>: Sergi girişinde insan yüzündeki yaşlanmayı, çocukluktan yaşlılığa kadar gösteren animasyonlar ile karşılıyor bizi. Böylece kısa bir sürede bütün bir hayat döngüsünün sergileneceğini kavrayıveriyorsunuz.</p>
<p><strong>Ana rahminde</strong>: İlk bölümünde, anne karnındaki ceninin, 4. haftadan başlayan (bu aşamada mercimek tanesinden küçük) büyüme süreci, adım adım gerçek ceninler ile görülebiliyor. Bu bölüm kürtajın neden cinayet ile eş tutulduğunu net olarak anlatıyor.</p>
<p><strong>İskelet</strong>: İkinci bölümde insan iskeleti, kemik yapıları, omurga ve eklem çeşitleri sergileniyor. İnsan vücudundaki en küçük kemiler olan örs, çekiç ve üzengi minicik boyutları ile etkileyici. İnsan derisinin vücudun en büyük organı olduğu, tüm derisini elinde taşıyan bir insan vücudu ile betimlenmiş.</p>
<p><strong><a href="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2010/07/bw_TaiChi_man.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-283" style="margin-left: 5px; margin-right: 5px;" title="bw_TaiChi_man" src="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2010/07/bw_TaiChi_man.jpg" alt="" width="275" height="409" /></a>Protezler</strong>: Tai-chi duruşunda modellenmiş bir insan vücudu üzerinde, ortopedistlerin vücudun nerelerine nasıl protezler uyguladığı açık olarak gösteriliyor. Tai-chi adamını detaylı inceledim ve insanın gelecekte nasıl bir yarı robot olacağı gözümde canlandı!</p>
<p><strong>Sinir Sistemi</strong>: İnsanın sinir sisteminin, birkaç insan örneği üzerinde, omirilikten başlayarak, omurga üzerinden tüm vücudu nasıl ağ gibi sardığı, bu sistemin beyin ile vücut arasındaki iletişimi, nöronlar üzerinden elektriksel akımla nasıl mikrofiber bir kablolar ağı gibi ilettiği açık olarak görülüyor. Özellikle yüz mimiklerini sağlayan sinirler, en derin anlamlar için vücudun nasıl koordinasyon uyguladığını anlatıyor .</p>
<p><strong>Beyin</strong>: İnsan beyninin dış yüzeyi ve kıvrımları örnekler ile, iç yapısı kesitler ile sergilenmiş. Benin içindeki sıvı boşluklarını ve fonksiyonlarını burada öğrendim. Ayrıca alzheimer ve beyin kanaması gibi hastalıkları, doğrudan bu vakaları yaşamış beyin örnekleri üzerinde görerek kafamda anlamlandırdım. Bir at bedeni üzerindeki insan bedeni, bir elinde kendi beyni diğer elinde atın beyni ile modellenerek, insan evriminin mucizesi betimlenmiş.</p>
<p><a href="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2010/07/bw_horseandman.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-293" title="bw_horseandman" src="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2010/07/bw_horseandman.jpg" alt="" width="288" height="384" /></a></p>
<p><strong>Yaşlanma</strong>: Sergi, insan yaşlanmasının bir yıpranma süreci olduğunu, iskelet ve kas sisteminin zaman içinde nasıl bir deformasyona uğradığını, yaşlanmış bedenler ile net olarak gösteriyor. Ayrıca uzun ve sağlıklı yaşam için gerekli bilgileri panoramik olarak sunan bir bölümü var.</p>
<p><strong>İç Organlar</strong>: İnsanın iç organlarının gerçek boyut ve konumlarını, 3 boyutlu olarak görmek, etrafında dolaşmak, incelemek inanılmaz bir deneyim. Bir vücudu parça parça 3 boyutta açarak gösterdikleri örnek beni büyüledi.</p>
<p><a href="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2010/07/bw_body3d.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-294" title="bw_body3d" src="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2010/07/bw_body3d.jpg" alt="" width="288" height="384" /></a></p>
<p><strong>Akciğer</strong>: İç organlar bölümü solunum sistemi ve akciğer ile başlıyor. Bu bölümde, sigara içmiş bir insanın akciğeri ile içmemiş bir insanın akciğeri yanana sergilenmiş ki bunu gören bir insanın sigaraya kayıtsız kalması imkansız. Resimlerini hep görürdük ama gerçeğinin yarattığı etki bambaşka.</p>
<p><a href="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2010/07/bodyworlds_nonsmokerlung_450x350.jpg"><img class="size-full wp-image-284 alignnone" title="bodyworlds_nonsmokerlung_450x350" src="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2010/07/bodyworlds_nonsmokerlung_450x350.jpg" alt="" width="227" height="176" /></a><a href="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2010/07/bodyworlds_smoker_450x350.jpg"><img class="size-full wp-image-285 alignnone" title="bodyworlds_smoker_450x350" src="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2010/07/bodyworlds_smoker_450x350.jpg" alt="" width="227" height="176" /></a></p>
<p><strong>Kalp </strong>: İnsan kalbi, bölümleri detalı olarak gösteriliyor. Kalp kapakçığı takılmış bir kalbi inceleyebiliyorsunuz. Kalbin ana atar damarı aortun, hortuma benzeyen böyle geniş bir oluk olduğunu hayatta tahmin edemezdim. Hastalıklı aortları öyle sergilemişler ki, insanın onları gördükten sonra; yediğine, içtiğine ve egzersize önem vermemesi olanaksız.</p>
<p><strong>Damar Sistemi</strong>: Bu bölümde insanın nasıl bir damarlar yumağı olduğu gerçek vücut damar ağı ile sergileniyor. Tavşan ve horoz gibi birkaç hayvanın da damar sistemi sergilenmiş. Bu yumakları görmeden, bir insandaki damarların uç uca eklense, dünyanın çevresini iki kez dolaşacak kadar uzun olduğuna inanmanız imkansız. Ayrıca, bu aralar ATM makinalarında popüler olan damar tanıma sisteminin de, insana özel harika bir şifrenin kullanıldığı ne kadar parlak bir fikir olduğunu anlıyorsunuz.</p>
<p><a href="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2010/07/bw_vessels.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-297" title="bw_vessels" src="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2010/07/bw_vessels.jpg" alt="" width="345" height="345" /></a></p>
<p><strong>Sindirim Sistemi</strong>: Ağızdan başlayıp, anüs ile biten tüm sistemi bütün olarak gördüm. Midenin ne kadar küçük olduğunu (bütün o yediklerimizi nasıl alıyor hayret!), dalak ve özellikle pankreasın şeklini şemalini,  oniki parmak bağırsağının on iki parmağa benzemediğini <img src='http://www.fatihgunes.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> , ameliyatla alınan apandistin neye benzediğini, kalın ve ince bağırsağın iç dokularını inceledim.</p>
<p><strong>Obezite</strong>: Sergide önemli ölçüde kullanılan plastinasyon dışında ikinci bir teknik var. Organların yatay veya dikey kesitleri alınarak sergilenior. Bu da organların içinin, veya hastalıkların organlarda oluşturduğu deformasyonu incelemenize olanak sağlıyor. Vücuttaki yağlanmayı anlatmak için fazla kilolu bir vücut ile normal bir vücudun dikey kesiti yanyana sergilenmiş. Vücudun hangi kesiminde nasıl bir yağlanma oluştuğu net olarak insanın kafasına yerleşiyor. Bunu gördükten sonra, insanın doğanın kendisine verdiği en büyük armağan olan vücuduna, böyle bir kötülüğü yapması, insanı düşündürüyor.</p>
<p><strong>Üreme Sistemi</strong>: Serginin son bölümü üreme sistemine ayrılmış. Erkek ve kadın üreme sistemleri parça parca ve vücut üzerinde gösterilmiş. Özellikle kadın üreme sisteminde, rahmin ne kadar küçük bir torbacık olduğu, beni şaşırttı.</p>
<p><strong>Plastinasyon</strong>: Çıkıştan önce, sergide yer alan tüm örneklerin, plastinasyon tekniği ile nasıl hazırladığını izleyebilirsiniz.</p>
<p>Sergi tüm bölümlerde, cansız insan örnekleri; öğretici videolar, posterler, açıklayıcı yazılar, bölüm ile ilintili özlü sözler ile başarılı ve ölçülü bir şekilde destekliyor. Bu açıdan da sergiyi gayet başarılı buldum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fatihgunes.com/body-worlds/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>pAris: mon amour!</title>
		<link>http://www.fatihgunes.com/paris/</link>
		<comments>http://www.fatihgunes.com/paris/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Jul 2010 00:47:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Güneş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[paris]]></category>
		<category><![CDATA[tur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fatihgunes.com/?p=264</guid>
		<description><![CDATA[Hasret bitti, vuslat gerçekleşti! Beni yakından tanıyanlar, Fransız dil, kültür ve edebiyatına olan ilgimi bilir. Ben de uzun soluklu bu ilgimi bizzat yerinde gidermek için mayıs sonu, haziran başında 5 günlük dolu dolu bir Paris tatili yaptım. Paris&#8217;in havasını, çok kültürlülüğünü ve şehir planlamasını (geniş bulvar ve medanlarını) çok sevdim. Hayat pahalılığını, Eyfel&#8217;in altındaki silahlı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2010/07/eyfel.jpg"><img class="size-full wp-image-269 alignleft" title="eyfel" src="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2010/07/eyfel.jpg" alt="" width="156" height="178" /></a>Hasret bitti, vuslat gerçekleşti! Beni yakından tanıyanlar, Fransız dil, kültür ve edebiyatına olan ilgimi bilir. Ben de uzun soluklu bu ilgimi bizzat yerinde gidermek için mayıs sonu, haziran başında 5 günlük dolu dolu bir Paris tatili yaptım. Paris&#8217;in havasını, çok kültürlülüğünü ve şehir planlamasını (geniş bulvar ve medanlarını) çok sevdim. Hayat pahalılığını, Eyfel&#8217;in altındaki silahlı askerleri, ve uzun kuyruklarını hiç sevmedim.</p>
<p>Yazının devamında, gidecekler için tavsiyelerim ve görülmeden gelinmemesi gerektiğini düşündüğüm yerler bulunuyor&#8230;<span id="more-264"></span><em> </em></p>
<p><em>Gidecekler için tavsiyeler:</em></p>
<p><strong>Tur şirketiyle gidin</strong>: Ben Cafe Tur ile gittim. Çok da memnun kaldım. Uçak yolculuğu, kaldığım otelin konfor ve konumu harikaydı. Hele de fiyat ile karşılaştırılınca. Tur şirketinden Berrin Hanım çok yardımcı oldu. Rezervasyonda tarih değişikliği yaptım ve  hiç sorun çıkmadı. Yurtdışı tur seçiminde şöyle bir yöntem uyguluyorum ki ikidir iyi sonuç aldıyorum. Gideceğim ülke/şehre en çok tur düzenliyen şirketten turu satın alıyorum. Belirli bir tarih aralığında en fazla tur yapan şirket hem o şehir konusunda uzman, hem de müşteri memnuniyeti iyi ki ürün yelpazesi geniş diye düşünüyorum.</p>
<p><strong>Mevsimlik kıyafet götürün</strong>: İstanbul&#8217;un haziran güneşine aldanıp, benim gibi sadece yazlık kıyafet götürürseniz tüm fotoğraflarda aynı tişörtle görünüp, Parisi bir günde gezmiş imajı verebilirsiniz <img src='http://www.fatihgunes.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Avrupa&#8217;ya giden, yanından mevsimlik kıyafetlerini ve şemsiyesini eksik etmemeli.</p>
<p><strong>Fransız mutfağından çok şey beklemeyin</strong>: Paris&#8217;te dünyanın tüm mutfakları her yerde çok rahat bulunuyor. Ama kaliteli Fransız restoranları çok pahalı. Her tarafı bizim burada yüzüne bakmayacağımız bir krep çılgınlığı sarmış. Adamlar öğlen yemeğini sandviç ile geçirdiklerinden, etrafta bol bol sandviç büfesi var. Tavsiye ederim. Mütevazi turist bütçesi ile en yenebilecek olanlar; tabi ki yaşasın İtalyan pizzaları ve Fransızların McDonalds alternatifi olan Quick.</p>
<p><strong>Ulaşım</strong>: Paris&#8217;in ulaşım sistemi birçok alternatif içeriyor. Şehir merkezini gezmek için otobüsleri kullanın. Çevre semtler için Metro kullanın. Pariste metro kullanılarak gidilemeyecek nokta yok. Üstelik metro ile aktarmalar da ücretsiz. Ama ben sportifim diyorsanız, benim yapamadığım ama aklımda kalan <a title="Velib" href="http://en.wikipedia.org/wiki/V%C3%A9lib%27" target="_blank">Velib </a>sistemini deneyin. Velib Fransızca Velo (bisiklet) ve Liberte (özgürlük) kelimelerinden türetilmiş bir sistemin adı. Şehrin birçok noktasında belediyeye ait bisiklet parkları ve ortak kullanım için park edilmiş bakımlı bisikletler bulunuyor. Bir noktadan alıp başka bir yere gidip oradaki parka bırakabiliyorsunuz. Pariste spiral gibi açılan semt sistemini (arrondissement) çözdüğünüzde kaybolmak neredeyse imkansız.</p>
<p><strong>Bilgilenme</strong>: Gitmeden önce DnR dan 11 TL e Berlitz&#8217;in bir Paris Cep Rehberi kitabı edinin. Biraz da ekşi sözlük tavsiyesiyle rehbere bağımlı kalmazsınız. Ha biz CafeTur rehberi Aslı hanım&#8217;ı çok sevdik, çok beğendik o ayrı <img src='http://www.fatihgunes.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><strong>İngilizce konuşun</strong>: Benim gibi Fransızca pratik yapmak gibi bir  derdiniz yok ise, hiç çekinmeyin. Çatır çatır İngilizce konuşun.  Fransızlar İngilizce konuşanları sevmez miti bir yalan. Eğitim  sistemleri dolayısıyla doğru dürüst İngilizce öğrenemediklerinden,  İngilizce konuşanlara hayranlık bile duyuyorlar. Ayrıca Paris halkını da  çok yardımsever buldum. Kibirli, burnundan kıl aldırmayan Fransıza hiç  rastlamadım.</p>
<p><em>Görülmeden gelinmemesi gereken yerler:</em></p>
<p><strong>Notre-Dame de Paris katedrali</strong>: Victor Hugo&#8217;nun Notre Dame&#8217;ın kamburu romanına ilham veren, etkileyici batı cephesi ile görülmeden gelinmemesi gereken bir yapı. Üst katına çıkmak için uzun bir kuyruğu beklemek gerekiyor. Ben beklemedim.</p>
<p><strong>Eiffel kulesi</strong>: Ben daha etkileyici olmasını bekliyordum. Şehrin genel güzelliği yanında Eyfel biraz yavan kalıyor. Ama görmeden gelinmez tabi. Bir de Paris&#8217;e yukarıdan bakmak büyük zevk.</p>
<p><strong>Champs Elysees bulvarı</strong>: Bulvarın en başındaki Concorde meydanından, dünyanın en meşhur bulvarı Şanzelize&#8217;ye bakmak, o genişlik ve ferahlığı hissetmek, kilometrelerce ötede caddenin sonundaki l&#8217;Etoile (yıldız) meydanını ve takı görmek, daha arkada, çok daha uzaktaki modern Paris semti La Defence silüeti önündeki devasa Grande Arche yapsını görebilior olmak. Bir şehrin bilinçli ellerde nasıl bir güzelliğe sahip olacağını anlamak ve bizim dünyanın incisi İstanbul&#8217;a yaptıklarımız için ah çekmek.</p>
<p><strong>Jardins du Luxembourg</strong>: Lüksemburg bahçeleri, şehrin ortasında insana huzur veren harika bir park. Tarihiyle, içindeki saray ve devasa çeşmesi ile görülmeye değer bir yer.</p>
<p><strong>Louvre Müzesi</strong>: Bu müze için öncelikle antremanlı olmak şart. Devasa bir müze. Mısır&#8217;a gitmeden Mısır medeniyeti hakkında en çok bilgi ve görüş sahibi olma imkanı, Louvre&#8217;daki Mısır bölümü ile  mümkün. İtalyan ressamlar bölümü ise popüler Mona Lisa&#8217;yı içeren ancak çok daha fazlasını sunan bir bölüm. Bir günden kısa bir süre ayırmak ziyan olur.</p>
<p>Akgün Akova&#8217;dan, Paris hakkında kısa ancak çok kapsamlı <a href="http://www.akgunakova.com/index.php?gezi&amp;b=11&amp;y=113" target="_blank">bir yazı</a>. Gitmeden mutlaka okuyun derim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fatihgunes.com/paris/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uykudan önce, birkaç dize!</title>
		<link>http://www.fatihgunes.com/uykudan-once-birkac-dize/</link>
		<comments>http://www.fatihgunes.com/uykudan-once-birkac-dize/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 May 2010 21:56:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Güneş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okuduklarım]]></category>
		<category><![CDATA[şiir]]></category>
		<category><![CDATA[yusuf hayaloğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fatihgunes.com/?p=249</guid>
		<description><![CDATA[Bir kitapsever olarak, hergün yatmadan önce biraz okumak, hayatımda yerleştirmeye çalıştığım ancak çok da başarılı olduğumu söyleyemeyeceğim bir alışkanlık. Yatak odamda başucumda, bu amaç için bıraktığım birkaç kitap genelde olur. Çoğu zaman, ya kendimi kitaba kaptırıp uykumu kaçırırım, ya da yorgun bedenim ve beynim birkaç sayfa okuyamadan kendini uykuya bırakıverir. Son zamanlarda bu soruna iyi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2010/05/sleep_garfield.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-261" title="sleep_garfield" src="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2010/05/sleep_garfield.jpg" alt="" width="192" height="144" /></a>Bir kitapsever olarak, hergün yatmadan önce biraz okumak, hayatımda yerleştirmeye çalıştığım ancak çok da başarılı olduğumu söyleyemeyeceğim bir alışkanlık. Yatak odamda başucumda, bu amaç için bıraktığım birkaç kitap genelde olur. Çoğu zaman, ya kendimi kitaba kaptırıp uykumu kaçırırım, ya da yorgun bedenim ve beynim birkaç sayfa okuyamadan kendini uykuya bırakıverir. Son zamanlarda bu soruna iyi bir çözüm buldum gibi!</p>
<p>Artık yatmadan önce şiir okuyorum. Birkaç pratik avantajı var. Birincisi, çok uykum da olsa, okuduğum birkaç esaslı dize hem kalbe, hem beyne fazlasıyla yetip artıyor. İkincisi, şiiri herhangi bir yerde kesmek çok problem olmuyor. Sonuç olarak: Şiir, kısa zamanda okuyup, kanınıza mutluluk zerkedebilmek için harika bir şey. Şu an baş ucumda 3 şiir kitabı var: Nazım Hikmet&#8217;den Memleketimden İnsan Manzaraları, Ömer Hayyam&#8217;dan Rubailer ve Yusuf Hayaloğlu&#8217;ndan Gözleri İntihar Mavi. Yazının devamında, henüz bitirdiğim Yusuf Hayaloğlu&#8217;ndan birkaç dizeye ve şiire yer vereceğim.<span id="more-249"></span></p>
<p>Birkaç satır da olsa şu dizeler, insana yetip artmaz mı?</p>
<blockquote><p>Şimdi saat, sensizliğin ertesi&#8230;</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim</p>
<p>Ki bu yaşlar</p>
<p>Utangaç boynunun kolyesi olsun.</p>
<p>Bu da benden sana</p>
<p>Ayrılığın hediyesi olsun&#8230;</p>
<p>Soytarılık etmeden güldürebilmek seni&#8230;</p>
<p>Ekmek çalmadan doyurabilmek&#8230;</p>
<p>&#8230;</p></blockquote>
<p>Ya da sadece şu:</p>
<blockquote><p>Ne varsa buğusu genzi yakan</p>
<p>Ekmek gibi, aşk gibi&#8230;</p></blockquote>
<p>Şu şiirler en beğendiklerim:</p>
<blockquote><p><a href="http://www.siraze.net/antoloji/yhayaloglu/ayrilik.htm" target="_blank">Ayrılık Hediyesi</a></p>
<p><a href="http://www.siraze.net/antoloji/yhayaloglu/topalsevda.htm" target="_blank">Topal Sevda</a></p>
<p><a href="http://www.siraze.net/antoloji/yhayaloglu/nalan.htm" target="_blank">Nalan</a></p>
<p><a href="http://www.siraze.net/antoloji/yhayaloglu/intihar.htm" target="_blank">İntihar Mavi</a></p>
<p><a href="http://www.siraze.net/antoloji/yhayaloglu/ahulan.htm" target="_blank">Ah Ulan Rıza</a></p>
<p><a href="http://www.siraze.net/antoloji/yhayaloglu/yalnizca.htm" target="_blank">Yanlızca Bir Anlık</a></p>
<p><a href="http://www.siraze.net/antoloji/yhayaloglu/daglarda.htm" target="_blank">Dağlarda Kar Olsaydım</a></p></blockquote>
<p>Bir de Ahmet Kaya sevenler, sesiyle beynimize kazınmış aşağıdaki Yusuf Hayaloğlu şiirlerini nasıl unutabilir.</p>
<blockquote><p><a href="http://www.siraze.net/antoloji/yhayaloglu/adibahtiyar.htm" target="_blank">Kod Adı: Bahtiyar</a></p>
<p><a href="http://www.siraze.net/antoloji/yhayaloglu/basimbela.htm" target="_blank">Başım Belada</a></p>
<p><a href="http://www.siraze.net/antoloji/yhayaloglu/bizuckisi.htm" target="_blank">Biz Üç Kişiydik</a></p>
<p><a href="http://www.siraze.net/antoloji/yhayaloglu/biracayip.htm" target="_blank">Bir Acayip Adam</a></p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fatihgunes.com/uykudan-once-birkac-dize/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TED.com: Geç keşfettiğim muhteşem bir site!</title>
		<link>http://www.fatihgunes.com/ted-com-gec-kesfettigim-muhtesem-bir-site/</link>
		<comments>http://www.fatihgunes.com/ted-com-gec-kesfettigim-muhtesem-bir-site/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Apr 2010 23:20:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Güneş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fatihgunes.com/?p=241</guid>
		<description><![CDATA[Internet, internet olalı, böyle faydalı eser az görmüştür. Geç keşfettiğim muhteşem bir site: www.ted.com Sitenin sloganı en iyi özet sayılabilir: &#8220;Ideas worth spreading.&#8221; (Fikirler yaymaya değer) 15-20 dakikalık bir süre içinde, bir konuyu dünyada o konuda önde gelen bir kişiden dinleme şansına sahibiz.
Bu site bana İngilizce bilmenin ne kadar büyük bir armağan olduğunu bir kez [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2010/04/ted_logo.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-243" style="border: 0pt none; margin: 2px 5px;" title="ted_logo" src="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2010/04/ted_logo.gif" alt="" width="280" height="53" /></a>Internet, internet olalı, böyle faydalı eser az görmüştür. Geç keşfettiğim muhteşem bir site: <a title="www.ted.com" href="http://www.ted.com" target="_blank">www.ted.com</a> Sitenin sloganı en iyi özet sayılabilir: &#8220;Ideas worth spreading.&#8221; (Fikirler yaymaya değer) 15-20 dakikalık bir süre içinde, bir konuyu dünyada o konuda önde gelen bir kişiden dinleme şansına sahibiz.</p>
<p>Bu site bana İngilizce bilmenin ne kadar büyük bir armağan olduğunu bir kez daha ispat etti. Siteye altyazı özelliğinin eklenmesi mükemmel olmuş. Çoğu konuşmanın Türkçe altyazısı yok, ancak ana dili İngilizce olmayanlar için, konuşmaları İngilizce altyazı ile izlemek bile çok fark yaratıyor.</p>
<p>TED i izlemeye başladığım ilk birkaç gün içinde belirlediğim TOP 5 im aşağıda, ancak zaman ilerledikçe, bu liste çook uzayacak inşallah. Sizlerin de katkı ve yorumlarınızı beklerim.<span id="more-241"></span></p>
<h4>James Cameron: Before Avatar &#8230; a curious  boy</h4>
<p><!--copy and paste--><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="446" height="326" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="bgColor" value="#ffffff" /><param name="flashvars" value="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/JamesCameron_2010-medium.flv&amp;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/JamesCameron-2010.embed_thumbnail.jpg&amp;vw=432&amp;vh=240&amp;ap=0&amp;ti=785&amp;introDuration=16500&amp;adDuration=4000&amp;postAdDuration=2000&amp;adKeys=talk=james_cameron_before_avatar_a_curious_boy;year=2010;theme=the_creative_spark;theme=tales_of_invention;theme=ocean_stories;theme=inspired_by_nature;theme=new_on_ted_com;theme=master_storytellers;theme=a_taste_of_ted2010;theme=art_unusual;event=TED2010;&amp;preAdTag=tconf.ted/embed;tile=1;sz=512x288;" /><param name="src" value="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf" /><param name="bgcolor" value="#ffffff" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="446" height="326" src="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf" flashvars="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/JamesCameron_2010-medium.flv&amp;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/JamesCameron-2010.embed_thumbnail.jpg&amp;vw=432&amp;vh=240&amp;ap=0&amp;ti=785&amp;introDuration=16500&amp;adDuration=4000&amp;postAdDuration=2000&amp;adKeys=talk=james_cameron_before_avatar_a_curious_boy;year=2010;theme=the_creative_spark;theme=tales_of_invention;theme=ocean_stories;theme=inspired_by_nature;theme=new_on_ted_com;theme=master_storytellers;theme=a_taste_of_ted2010;theme=art_unusual;event=TED2010;&amp;preAdTag=tconf.ted/embed;tile=1;sz=512x288;" bgcolor="#ffffff" wmode="transparent" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<h4>Numara: Bonnie Bassler on how bacteria &#8220;talk&#8221;</h4>
<p><!--copy and paste--><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="446" height="326" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="bgColor" value="#ffffff" /><param name="flashvars" value="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/BonnieBassler_2009-medium.flv&amp;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/BonnieBassler-2009.embed_thumbnail.jpg&amp;vw=432&amp;vh=240&amp;ap=0&amp;ti=509&amp;introDuration=16500&amp;adDuration=4000&amp;postAdDuration=2000&amp;adKeys=talk=bonnie_bassler_on_how_bacteria_communicate;year=2009;theme=medicine_without_borders;theme=evolution_s_genius;theme=speaking_at_ted2009;theme=unconventional_explanations;theme=animals_that_amaze;event=TED2009;&amp;preAdTag=tconf.ted/embed;tile=1;sz=512x288;" /><param name="src" value="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf" /><param name="bgcolor" value="#ffffff" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="446" height="326" src="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf" flashvars="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/BonnieBassler_2009-medium.flv&amp;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/BonnieBassler-2009.embed_thumbnail.jpg&amp;vw=432&amp;vh=240&amp;ap=0&amp;ti=509&amp;introDuration=16500&amp;adDuration=4000&amp;postAdDuration=2000&amp;adKeys=talk=bonnie_bassler_on_how_bacteria_communicate;year=2009;theme=medicine_without_borders;theme=evolution_s_genius;theme=speaking_at_ted2009;theme=unconventional_explanations;theme=animals_that_amaze;event=TED2009;&amp;preAdTag=tconf.ted/embed;tile=1;sz=512x288;" bgcolor="#ffffff" wmode="transparent" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<h4>Dan Gilbert asks, Why are we happy?</h4>
<p><!--copy and paste--><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="334" height="326" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="bgColor" value="#ffffff" /><param name="flashvars" value="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/DanGilbert_2004-medium.flv&amp;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/DanGilbert-2004.embed_thumbnail.jpg&amp;vw=320&amp;vh=240&amp;ap=0&amp;ti=97&amp;introDuration=16500&amp;adDuration=4000&amp;postAdDuration=2000&amp;adKeys=talk=dan_gilbert_asks_why_are_we_happy;year=2004;theme=what_makes_us_happy;theme=how_the_mind_works;event=TED2004;&amp;preAdTag=tconf.ted/embed;tile=1;sz=512x288;" /><param name="src" value="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf" /><param name="bgcolor" value="#ffffff" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="334" height="326" src="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf" flashvars="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/DanGilbert_2004-medium.flv&amp;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/DanGilbert-2004.embed_thumbnail.jpg&amp;vw=320&amp;vh=240&amp;ap=0&amp;ti=97&amp;introDuration=16500&amp;adDuration=4000&amp;postAdDuration=2000&amp;adKeys=talk=dan_gilbert_asks_why_are_we_happy;year=2004;theme=what_makes_us_happy;theme=how_the_mind_works;event=TED2004;&amp;preAdTag=tconf.ted/embed;tile=1;sz=512x288;" bgcolor="#ffffff" wmode="transparent" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<h4>Nina Jablonski breaks the illusion of skin color</h4>
<p><!--copy and paste--><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="446" height="326" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="bgColor" value="#ffffff" /><param name="flashvars" value="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/NinaJablonski_2009-medium.flv&amp;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/NinaJablonski-2009.embed_thumbnail.jpg&amp;vw=432&amp;vh=240&amp;ap=0&amp;ti=603&amp;introDuration=16500&amp;adDuration=4000&amp;postAdDuration=2000&amp;adKeys=talk=nina_jablonski_breaks_the_illusion_of_skin_color;year=2009;theme=speaking_at_ted2009;theme=evolution_s_genius;theme=unconventional_explanations;theme=inspired_by_nature;event=TED2009;&amp;preAdTag=tconf.ted/embed;tile=1;sz=512x288;" /><param name="src" value="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf" /><param name="bgcolor" value="#ffffff" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="446" height="326" src="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf" flashvars="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/NinaJablonski_2009-medium.flv&amp;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/NinaJablonski-2009.embed_thumbnail.jpg&amp;vw=432&amp;vh=240&amp;ap=0&amp;ti=603&amp;introDuration=16500&amp;adDuration=4000&amp;postAdDuration=2000&amp;adKeys=talk=nina_jablonski_breaks_the_illusion_of_skin_color;year=2009;theme=speaking_at_ted2009;theme=evolution_s_genius;theme=unconventional_explanations;theme=inspired_by_nature;event=TED2009;&amp;preAdTag=tconf.ted/embed;tile=1;sz=512x288;" bgcolor="#ffffff" wmode="transparent" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
<h4>Derek Sivers: How to start a movement</h4>
<p><!--copy and paste--><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="446" height="326" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="bgColor" value="#ffffff" /><param name="flashvars" value="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/DerekSivers_2010U-medium.flv&amp;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/DerekSivers-2010U.embed_thumbnail.jpg&amp;vw=432&amp;vh=240&amp;ap=0&amp;ti=814&amp;introDuration=16500&amp;adDuration=4000&amp;postAdDuration=2000&amp;adKeys=talk=derek_sivers_how_to_start_a_movement;year=2010;theme=the_creative_spark;theme=new_on_ted_com;theme=the_rise_of_collaboration;event=TED2010;&amp;preAdTag=tconf.ted/embed;tile=1;sz=512x288;" /><param name="src" value="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf" /><param name="bgcolor" value="#ffffff" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="446" height="326" src="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf" flashvars="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/DerekSivers_2010U-medium.flv&amp;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/DerekSivers-2010U.embed_thumbnail.jpg&amp;vw=432&amp;vh=240&amp;ap=0&amp;ti=814&amp;introDuration=16500&amp;adDuration=4000&amp;postAdDuration=2000&amp;adKeys=talk=derek_sivers_how_to_start_a_movement;year=2010;theme=the_creative_spark;theme=new_on_ted_com;theme=the_rise_of_collaboration;event=TED2010;&amp;preAdTag=tconf.ted/embed;tile=1;sz=512x288;" bgcolor="#ffffff" wmode="transparent" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fatihgunes.com/ted-com-gec-kesfettigim-muhtesem-bir-site/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dinlediklerim: Ben Kimim?</title>
		<link>http://www.fatihgunes.com/dinlediklerim-ben-kimim/</link>
		<comments>http://www.fatihgunes.com/dinlediklerim-ben-kimim/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Feb 2010 23:15:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Güneş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diğer]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fatihgunes.com/?p=229</guid>
		<description><![CDATA[İşte beni; damarımdan yakalayan, soluğumu kesen ve beni benden alan müthiş bir şarkı. Candan Erçetin&#8216;den &#8220;Ben Kimim&#8221;.  Bu şarkının, yine beni benden almış, son dönem Türk edebiyatının -bence- şaheserlerinden biri olan, Hasan Ali Toptaş&#8216;ın &#8220;Gölgesizler&#8221; romanından uyarlanan film için yazılmış olması. Şarkının, romana yaraşır derinlikte ve şiirsel sözleri. Söz ve şarkı ile başbaşa bırakıyorum.
Ben kimim- [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2010/02/candan_ercetin.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-238" style="border: 2px solid black; margin: 2px 5px;" title="candan_ercetin" src="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2010/02/candan_ercetin.jpg" alt="" width="120" height="150" /></a>İşte beni; damarımdan yakalayan, soluğumu kesen ve beni benden alan müthiş bir şarkı. <strong>Candan Erçetin</strong>&#8216;den <strong>&#8220;Ben Kimim&#8221;</strong>.  Bu şarkının, yine beni benden almış, son dönem Türk edebiyatının -bence- şaheserlerinden biri olan,<strong> Hasan Ali Toptaş</strong>&#8216;ın<strong> &#8220;Gölgesizler&#8221; </strong>romanından uyarlanan film için yazılmış olması. Şarkının, romana yaraşır derinlikte ve şiirsel sözleri. Söz ve şarkı ile başbaşa bırakıyorum.<span id="more-229"></span></p>
<p><object width="480" height="365"><param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/x88edj"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowScriptAccess" value="always"></param><embed src="http://www.dailymotion.com/swf/x88edj" width="480" height="365" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object><br /><b><a href="http://www.dailymotion.com/video/x88edj_ben-kimim-candan-ercetin_shortfilms">Ben kimim- Candan Er&ccedil;etin</a></b><br /><i>Y&uuml;kleyen <a href="http://www.dailymotion.com/mancoloji">mancoloji</a>. &#8211; <a href="http://www.dailymotion.com/tr/channel/shortfilms">TV dizilerini ve programlarını online izleyin.</a></i></p>
<p>Ben Kimim</p>
<p>Az mıyım, çok muyum<br />
Var mıyım, yok muyum<br />
Ben neyim</p>
<p>Masal mıyım, gerçek miyim</p>
<p>Kaç mıyım, göç müyüm<br />
Hiç miyim, suç muyum<br />
Ben kimim</p>
<p>İbret miyim, cinnet miyim</p>
<p>Hiçlikler içinde kanayan yürek<br />
Yokluklar içinde savaşan beden<br />
Boşluklar içinde karışan zihin<br />
Güçlükler içinde değil miyim</p>
<p>yoksa… yoksa…</p>
<p>Her ihanete akıl erdiren<br />
Her cehalete kılıf uyduran<br />
Her esarete fiyat biçtiren<br />
Sen değil de, ben miyim?</p>
<p>Geçimsizim bu günlerde<br />
Kimsesizim bu yerlerde<br />
Değersizim bu ellerde<br />
Çaresizim doğduğum yerde</p>
<p>Gölgesizim, her gün her yerde</p>
<p>Ses miyim, sus muyum<br />
Sis miyim, pus muyum<br />
Ben neyim</p>
<p>Deha mıyım, heba mıyım</p>
<p>Ak mıyım, pak mıyım<br />
Al mıyım, sat mıyım<br />
Ben kimim</p>
<p>Yarar mıyım, ziyan mıyım</p>
<p>Yalanlar içinde doğruyu bulan<br />
Cayanlar içinde sözünde duran<br />
Satanlar içinde ayak direyen<br />
Yananlar içinde, değil miyim</p>
<p>Her adalete duvar ördüren<br />
Her cesarete kilit vurduran<br />
Her asalete boyun eğdiren<br />
Sen değil de, ben miyim</p>
<p>Geçimsizim bu günlerde<br />
Kimsesizim bu yerlerde<br />
Değersizim bu ellerde<br />
Çaresizim doğduğum yerde</p>
<p>Gölgesizim her gün her yerde</p>
<p>söz &amp; müzik : Candan Erçetin<br />
yorum : Candan Erçetin<br />
düzenleme : Alper Erinç<br />
gitarlar : Alper Erinç<br />
davul : Cengiz Tural<br />
kayıt &amp; mix : Alper Gemici<br />
mastering : Çağlar Türkmen</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fatihgunes.com/dinlediklerim-ben-kimim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Roma: Gittim, Gördüm, Yazdım :)</title>
		<link>http://www.fatihgunes.com/roma/</link>
		<comments>http://www.fatihgunes.com/roma/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 22:10:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Güneş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[italya]]></category>
		<category><![CDATA[roma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fatihgunes.com/?p=204</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Veni, vidi, vici&#8221; (geldim, gördüm, yendim) demiş Sezar, milattan önce 47 yılında, Tokat-Zile civarında Pontus kralını yendiği savaştan sonra, Roma senatosuna yazdığı mektupta. Ben de, Sezar&#8217;ın imparatorluğunun başkenti Roma&#8217;ya gittim, 2010 yılbaşında. Fazla detaya girmeden, izlenimlerimi aktaracağım ve gideceklere bazı küçük tüyolar vermeye çalışacağım.
Roma İmparatorluğu; yaşam süresi, kapladığı alan, dünya kültür ve mimarisine yaptığı katkılar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2010/01/blog1.jpg"></a><a href="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2010/01/blog1.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-227" style="border: 2px solid black;" title="blog1" src="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2010/01/blog1.jpg" alt="" width="138" height="168" /></a>&#8220;Veni, vidi, vici&#8221; (geldim, gördüm, yendim) demiş Sezar, milattan önce 47 yılında, Tokat-Zile civarında Pontus kralını yendiği savaştan sonra, Roma senatosuna yazdığı mektupta. Ben de, Sezar&#8217;ın imparatorluğunun başkenti Roma&#8217;ya gittim, 2010 yılbaşında. Fazla detaya girmeden, izlenimlerimi aktaracağım ve gideceklere bazı küçük tüyolar vermeye çalışacağım.<span id="more-204"></span></p>
<p>Roma İmparatorluğu; yaşam süresi, kapladığı alan, dünya kültür ve mimarisine yaptığı katkılar ile, dünya tarihinin en büyük imparatorluğu olarak kabul edilir. Bu büyük medeniyetin gözbebeği olan başkent Roma da, elbette dünyada görülmesi en öncelikli birkaç şehirden biridir.</p>
<h3>Nasıl gittim</h3>
<p>Roma&#8217;ya Pronto Tur&#8217;un 4 günlük paket turu ile gittim. Gidiş&#8217;te charter olduğunu fazlasıyla hissettiren, dönüşte ise kendini affettiren bir uçak kullanan Freebird Havayolları (sanılanın aksine, ismini efsanevi Türk Pilotu Vecihi Hürkuş&#8217;tan alan mütevazi bir Türk havayolu şirketidir) ile uçtuk. Tur paketinden genel olarak memnun kaldım. Her ne kadar bizim kafilenin rehberi hasta olduğundan pek faydalanamadıysak da, rehberler oldukça bilgili ve yardımseverdi.</p>
<p>Zamanlama olarak yılbaşını özel olarak seçmedim. Ama gideceklere tavsiyem, yılbaşını veya diğer genel tatil zamanlarını tercih etmemeleri. Roma, dünyanın en cazip birkaç turistik şehrinden biri. Dolayısıyla, yılbaşı veya yüksek sezonda tüm dünya akın ediyor diyebilirim. Gidiş ve gelişte havaalanında uzun kuyruklar vardı. Restoranların önünde, hatta indirim yapan mağazaların önünde bile kuyruk eksik olmadı. Ha, müze gezeceğim diyorsanız kuyruk bulamazsınız, o ayrı <img src='http://www.fatihgunes.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Biz, şehir merkezinde üç yıldızlı bir otelde (Hotel Galles) kaldık. Otel, Termini dedikleri şehir merkezine yakın ve ulaşımın kolay olduğu bir bölgede yer alıyordu ki bu oldukça önemli. Zira Termini, şehri iki ayrı yönde kat eden iki metro hattının birleşme noktası. Ayrıca otobüslerin de ana durağı. Böylece ulaşım çok rahat oldu.</p>
<h3>Ne gördüm</h3>
<p>Roma tarihi ve mimari açıdan, açıldıkça içinden harikulade şeyler çıkan pandora kutusu gibi bir şehir. Şehir merkezinin neredeyse tamamı tarihi bina. Yürüyerek dolaşılabilecek büyüklükteki merkezde, gezilecek görülecek şeyler hiç bitmiyor. Turistik haritada bulunan tarihi yapıları gezerken, rastgele daldığınız bir ara yolda, haritada hiç bulunmayan muhteşem bir yapı ile karşılaşmak olağan. Roma&#8217;yı gezdikten sonra, Ayasofya&#8217;mıza olan hayranlığıma biraz gölge düştü diyebilirim. Ayrıca, bir mimar, Roma&#8217;yı görmeden kendine mimar demesin derim, o kadar <img src='http://www.fatihgunes.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Sadece görülerek anlaşılabilecek şeyleri, tarif etmeye çalışmak gibi beyhude bir zahmete girmeyeceğim. Gidiniz, görünüz. Ben Roma&#8217;yı gördükten sonra şunları daha iyi anladım:</p>
<ul>
<li> bir şehrin tarihi dokusunu korumanın ne kadar muhteşem bir miras olduğunu (ve bizim ne büyük bir mirası ıskaladığımızı)</li>
<li>kent mimarisine meydanların kattığı ferahlığı ve anıtların kattığı ihtişamı</li>
<li>bir yerde kalıcı olmakla, göçücü olmak arasındaki farkı</li>
</ul>
<p>Muhtemelen ben de birçok yeri göremeden döndüm ama, şunları görmeden dönmeyin derim:</p>
<ul>
<li>Eski Roma&#8217;da Gladyatörlerin savaştırıldığı kolezyum (Colosseo), hemen yakınındaki Konstantin Tag&#8217;ı</li>
<li>İtalya&#8217;nın ilk kralının sarayı ve bu sarayın bulunduğu meydan (Piazza Venezia)</li>
<li>Vatikan&#8217;da bulunan dünyanın en büyük kilisesi San Pietro ve önündeki aynı adlı meydan</li>
<li>Vatikan müzesinde bulunan Sistine Şapeli</li>
<li>Aşk Çeşmesi (Fontana de Trevi)</li>
<li>Panteon (maalesef ben içine giremedim)</li>
<li>İspanyol Merdivenleri (Piazza di Spagna)</li>
<li>Borges Bahçelerinin bitimindeki tepeden Poppolo Meydanı (Piazza Poppolo), ve kuşbakışı Roma manzarası</li>
<li>İçinde etkileyici bir güneş takviminin bulunduğu <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Santa_Maria_degli_Angeli_e_dei_Martiri" target="_blank">Santa Maria</a> klisesi (Piazza Della Repubblica&#8217;da). Güneş takvimini çalışırken görmek için 12:00 civarında kilisede olmak gerekiyor sanırım.</li>
</ul>
<p>Poppolo Meydanındaki kilisinin yanında bulunan küçük sergi salonunda, Türkiye&#8217;ye gelmişken göremediğime çok pişman olduğum Leonardo Da Vinci&#8217;nin Makineleri sergisini gördüm ve hemen daldım. Umarım kalıcı bir sergidir ve gidenlerin görme imkanı olur. Bu sergide Leonardo&#8217;nun tasarladığı makineler, çizimleri esas alınarak birebir yapılmış. Leonardo&#8217;nun orjinal yazı ve defterlerini gördüğüm anı unutamam.</p>
<h3>Ne yedim</h3>
<p>İtalyan mutfağının, dünyada en kolay bulunabilen (yaygın) ve bizim damak tadımıza en yakın mutfak olduğunu biliyordum. Giderken de harika makarna (pasta deniyor) ve pizzalar yiyeceğim hayali ile gitmiştim. Sonuç: Fiyasko. Pizzalar, bizdeki Konya etli ekmek hamurunun üzerine yayılmış çeşitli ve bol yağlı malzemelerden oluşuyor. O pizzaları yiyince bizdeki nefis kenar Little Ceasar pizzalarına şükürler okudum. Makarnalar ise İtalyan yemek kültüründe açılış yemeği olarak geldiğinden asla karın doyurmuyor. Son gün dayanamadım ve Tourism Information daki görevliye, şöyle doya doya makarna yiyebileceğim bir restoran sordum. O da şaşırarak,  <a title="Pastarito" href="http://www.pastarito.it" target="_blank">Pastarito</a>&#8216;yu tarif etti ve nihayet benim karnım da doydu.</p>
<h3>Tavsiyeler</h3>
<ul>
<li>Yürüyerek gezilebilecek, tatil sezonu (high season) olmayan bir zamanda gidin.</li>
<li>Gitmeden önce iyi araştırma yapın, benim de faydalandığım <a title="Yol Gidenindir" href="http://yolgidenindir.blogspot.com/2006/08/italya-gezi-notlar-roma-ve-milano.html" target="_blank">şu yazıyı</a> okuyun. Okumak için daha fazla vaktiniz varsa <a href="http://www.gezi-yorum.net" target="_blank">www.gezi-yorum.net</a> sitesinden Orhan Meral&#8217;in harika İtalya yazılarını okumadan gitmeyin.</li>
<li>İlk gün bir Tourism Information ofisi bulun, güzel bir harita (ücretsiz) ve sağlıklı bilgi edinin.</li>
<li>Kesinlikle merkezde (Termini bölgesini de tavsiye ederim) bir otelde konaklayın. Tüm metro ve otobüslerde geçerli olan günlük biletlerden kullanın.</li>
<li>Makul fiyatlı restoranları tercih edin. Kibarlığa gerek yok. Hoşunuza giden şeylerden bol bol isteyin.</li>
<li>Roma dondurması efsanesine kanmayın. Her köşede yer alan dondurmalar, bizim Maraş dondurmasının yanına bile yaklaşamaz bence.</li>
<li>İtalyanların çoğunun İngilizcesi zayıf. Hiç çekinmeyin, kafa göz yararak İngilizce&#8217;nizi parçalayın.</li>
<li>Hediyelik tekstil almayın. Roma&#8217;da şunu anladım ki, biz Türkiye&#8217;de tekstil cennetinde yaşıyoruz.</li>
<li>Tur paketi alırken, gidiş ve dönüş saatlerine dikkat! Bir gününüz yollarda/havaalanlarında heba olmasın.</li>
</ul>

<a href='http://www.fatihgunes.com/roma/sdc10784/' title='SDC10784'><img src="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2010/01/SDC10784.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="" title="SDC10784" /></a>
<a href='http://www.fatihgunes.com/roma/sdc10806/' title='SDC10806'><img src="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2010/01/SDC10806.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="" title="SDC10806" /></a>
<a href='http://www.fatihgunes.com/roma/sdc10815/' title='SDC10815'><img src="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2010/01/SDC10815.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="" title="SDC10815" /></a>
<a href='http://www.fatihgunes.com/roma/sdc10831/' title='SDC10831'><img src="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2010/01/SDC10831.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="" title="SDC10831" /></a>
<a href='http://www.fatihgunes.com/roma/sdc10866/' title='SDC10866'><img src="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2010/01/SDC10866.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="" title="SDC10866" /></a>
<a href='http://www.fatihgunes.com/roma/sdc10779/' title='SDC10779'><img src="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2010/01/SDC10779.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="" title="SDC10779" /></a>
<a href='http://www.fatihgunes.com/roma/blog1/' title='blog1'><img width="138" height="150" src="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2010/01/blog1-138x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="" title="blog1" /></a>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fatihgunes.com/roma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İzlediklerim: AVATAR &#8211; James Cameron</title>
		<link>http://www.fatihgunes.com/avatar/</link>
		<comments>http://www.fatihgunes.com/avatar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Dec 2009 23:46:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Güneş</dc:creator>
				<category><![CDATA[İzlediklerim]]></category>
		<category><![CDATA[AVATAR]]></category>
		<category><![CDATA[einstein]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[James Cameron]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fatihgunes.com/?p=183</guid>
		<description><![CDATA[17 Aralık 2009 Perşembe günü, saat 09:00 da, AVATAR filmini, gösterime girmeden bir gün önce, öngösterimin ilk seansında izledim. Sonuç: Tek kelime ile MÜKEMMEL. Imdb de şimdiden 8.4 puan aldı bile.
Yazım, spoiler içermiyor. Seyretmemiş olanlar da okuyabilir. Ama bence hiç vakit kaybetmeyin, hemen gidin seyredin. Dönüşte yorumlarınızı beklerim.


Sinemaya çok giden biri değilim. Bu filmi ne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2009/12/avatar_navi.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-190" title="avatar_navi" src="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2009/12/avatar_navi-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>17 Aralık 2009 Perşembe günü, saat 09:00 da, AVATAR filmini, gösterime girmeden bir gün önce, öngösterimin ilk seansında izledim. Sonuç: Tek kelime ile MÜKEMMEL. <a href="http://www.imdb.com/title/tt0499549/" target="_blank">Imdb </a>de şimdiden 8.4 puan aldı bile.</p>
<p>Yazım, spoiler içermiyor. Seyretmemiş olanlar da okuyabilir. Ama bence hiç vakit kaybetmeyin, hemen gidin seyredin. Dönüşte yorumlarınızı beklerim.</p>
<p><span id="more-183"></span><br />
<object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="450" height="238" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="src" value="http://www.traileraddict.com/emd/15437" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="450" height="238" src="http://www.traileraddict.com/emd/15437" allowfullscreen="true" wmode="transparent" allowscriptaccess="always"></embed></object></p>
<p>Sinemaya çok giden biri değilim. Bu filmi ne bekliyordum, ne de bir ön araştırma-duyum-haberim olmadı. Herşey tamamen tesadüf eseri gelişti. Hikaye şöyle başlıyor&#8230;</p>
<p>Geçen hafta sonu eşim ile beraber çoktandır isteyip de gidemediğimiz bir sinema aktivitesi yapalım dedik. Biraz eğlenceli vakit geçiriz diye de halen gösterimde olan &#8220;7 Kocalı Hürmüz&#8221; filmine gittik. Sinamadan çıktığımda kafamdaki düşünce şuydu: Tiyatroda seyredilebilecek birşey için neden sinama filmi çekilir ki? Bir tiyatro sahnesinin önüne birkaç kamera koysanız, elde edilecek sonuç filmden çok eksik olmazdı. Hatta filmi seyrederken bir ara ; &#8220;Acaba iyi bir prodüktör ve iyi bir yönetmen, İhsan Oktay Anar&#8217;ın Puslu Kıtalar Atlasını çekse nasıl birşey olur? Bizden de Lord of The Rings kalitesinde bir film çıkmaz mı? diye hayallere dalmıştım.</p>
<p><a href="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2009/12/avatar_direhorse.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-192" title="avatar_direhorse" src="http://www.fatihgunes.com/wp-content/uploads/2009/12/avatar_direhorse.jpg" alt="" width="600" height="338" /></a>Öyle değil mi? Sinamanın tiyatrodan farkı nedir ki? Sinema; insana görmediklerini gösteren, hissetmediklerini hissettiren, hayal etmediklerini hayal ettiren büyülü bir dünya değil midir?</p>
<p>Aradan 4 gün geçtikten sonra, tamamen tesadüf eseri AVATAR filmini izledim. Film bizi aldı, bilmediğimiz dünyalara götürdü, hayaller içinde gezdirdi, sıradanlaştırılan gerçeklerin farkına vardırttı, mest edip bıraktı.</p>
<h3>James Cameron: Bu adam Sinemanın Einstein&#8217;ı</h3>
<p>Einstein&#8217;ı Einstein yapan şey nedir ? Cevap: Sadakati. Yanlış anlamayın, Einstein kadınlara pek sadık biri değildi. O ömrü boyunca tek ve büyük bir probleme sadık kalmıştı. Evrendeki tüm maddeler için geçerli ortak bir formül? Cevabı bulmak tüm ömrünü aldı: E=mc2 Bu arayış süresince birçok yan teori ve kuramlar üretti. Ancak hiçbir zaman -çözdükten sonra bile- probleminden vaz geçmedi. Bu sadakati ona gelmiş geçmiş en büyük bilim adamı olma payesini kazandırdı. Kendi ifadesi ile: &#8220;<span>It&#8217;s not that I&#8217;m so smart, it&#8217;s just that I stay with problems longer.&#8221; Bu konuda detaylı bir yazı, yolda&#8230;<br />
</span></p>
<p>James Cameron, bir önceki filmi Titanik&#8217;i 1997 de çekti. 11 Oscarlı aldıktan sonra sessizliğe gömüldü. 82 sayfalık ilk taslağını 1995 de yazdığı projesi Avatar için çalışmaya başladı. 12 yıl sonra, toplam bütçesi 200 milyon doları aşan bir film ile karşımızda.  Avatar, yazımını ve yönetmenliğini kendisinin yaptığı bir şaheser.</p>
<p>Filmde neler var: Hayalgücünün sınırlarında dolaşan farklı bir dünya kurgusu ve sanat eseri sahneler, basit ve sürükleyici bir senaryo, başta Amerikan hükümeti olmak üzere tüm insanlığa ince ince -yer yer odun gibi kalın- göndermeler. Kısaca bir bilim kurgu (science fiction) filmin nasıl olması gerektiğine dair tam ve eksiksiz bir iş.</p>
<p>Gidiniz, görünüz, büyüleniniz ve takdir ediniz.</p>
<p>Aşağıda, James Cameron&#8217;un filmden sonra yaptığı TED deki konuşmasında; hayatı, yaptığı işler, merakları, liderlik ve takım çalışması üzerine harika konuşması ve etkileyici finali.</p>
<p>Saygılar bizden, büyük usta.</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="446" height="326" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="bgColor" value="#ffffff" /><param name="flashvars" value="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/JamesCameron_2010-medium.flv&amp;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/JamesCameron-2010.embed_thumbnail.jpg&amp;vw=432&amp;vh=240&amp;ap=0&amp;ti=785&amp;introDuration=16500&amp;adDuration=4000&amp;postAdDuration=2000&amp;adKeys=talk=james_cameron_before_avatar_a_curious_boy;year=2010;theme=art_unusual;theme=the_creative_spark;theme=tales_of_invention;theme=a_taste_of_ted2010;theme=inspired_by_nature;theme=master_storytellers;theme=ocean_stories;theme=new_on_ted_com;event=TED2010;&amp;preAdTag=tconf.ted/embed;tile=1;sz=512x288;" /><param name="src" value="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf" /><param name="bgcolor" value="#ffffff" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="446" height="326" src="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf" flashvars="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/JamesCameron_2010-medium.flv&amp;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/JamesCameron-2010.embed_thumbnail.jpg&amp;vw=432&amp;vh=240&amp;ap=0&amp;ti=785&amp;introDuration=16500&amp;adDuration=4000&amp;postAdDuration=2000&amp;adKeys=talk=james_cameron_before_avatar_a_curious_boy;year=2010;theme=art_unusual;theme=the_creative_spark;theme=tales_of_invention;theme=a_taste_of_ted2010;theme=inspired_by_nature;theme=master_storytellers;theme=ocean_stories;theme=new_on_ted_com;event=TED2010;&amp;preAdTag=tconf.ted/embed;tile=1;sz=512x288;" bgcolor="#ffffff" wmode="transparent" allowfullscreen="true"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fatihgunes.com/avatar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Martin Fowler&#8217;dan: Katmanlı Mimarinin Evrimi</title>
		<link>http://www.fatihgunes.com/martin-fowlerdan-katmanli-mimarinin-evrimi/</link>
		<comments>http://www.fatihgunes.com/martin-fowlerdan-katmanli-mimarinin-evrimi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 23:25:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Güneş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Enterprise Application Architecture]]></category>
		<category><![CDATA[Katmanlı Mimari]]></category>
		<category><![CDATA[Martin Fowler]]></category>
		<category><![CDATA[The Evolution of Layers in Enterprise Application]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fatihgunes.com/?p=165</guid>
		<description><![CDATA[Martin Fowler, yazılım dünyasının önde gelen guru&#8217;larından biridir. Geçenlerde bir vesile ile üstadın, &#8220;Enterprise Application Architecture&#8221; adlı eseri elime geçti. Ben, hem Martin Fowler&#8217;ı uzaktan takip eden, hem de Kurumsal Uygulamalara 10 yılını vermiş biri olarak kitaba balıklama daldım tabi. Aşağıda kitapta bulunan ve, genç yazılımcılar için faydalı olabileceğini düşündüğüm, &#8220;The Evolution of Layers in [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-caption alignright" style="width: 215px"><img title="Martin_Fowler_QCon_2007.jpg" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/7/79/Martin_Fowler_QCon_2007.jpg" alt="Martin_Fowler_QCon_2007.jpg" width="205" height="242" /><p class="wp-caption-text">Martin_Fowler_QCon_2007.jpg</p></div>
<p>Martin Fowler, yazılım dünyasının önde gelen guru&#8217;larından biridir. Geçenlerde bir vesile ile üstadın, &#8220;Enterprise Application Architecture&#8221; adlı eseri elime geçti. Ben, hem Martin Fowler&#8217;ı uzaktan takip eden, hem de Kurumsal Uygulamalara 10 yılını vermiş biri olarak kitaba balıklama daldım tabi. Aşağıda kitapta bulunan ve, genç yazılımcılar için faydalı olabileceğini düşündüğüm, &#8220;The Evolution of Layers in Enterprise Application&#8221; başlıklı kısa bölümü, naçizane kendi yaptığım çevirisi ile sunuyorum. Yazar bu bölümde yıllar içinde evrimleşen, Kurumsal uygulama geliştirme konusuna kısa bir tarihçe sunarken, katmanlı mimariye nasıl ulaşıldığını özetliyor. Bu serüvenin her kilometresinde, yanlış yapa yapa doğruları öğrenen, ben ve benim gibi diğer yazılım dinazorları için de hoş bir panorama olduğunu düşünüyorum.<span id="more-165"></span></p>
<p>KURUMSAL UYGULAMALARDA KATMANLI MİMARİNİN EVRİMİ<br />
Batch sistemlerin erken zamanlarına yetişemeyecek kadar genç olmama rağmen, o zamanlarda insanların katman konusunu önemsediğini sanmıyorum. Bir takım dosyaları (ISAM, VSAM, vb.) yöneten bir program yazarsınız ve bu sizin uygulamanızdır. Katmanlı bir yapı uygulamaya gerek yoktur.<br />
Katman konusu, 90 lı yıllarda istemci-sunucu (client-server) sistemlerin yükselişi ile ortaya çıkmıştır. Bunlar iki katmanlı sistemlerdi: İstemci, kullanıcı arayüzleri ve diğer uygulama kodlarını çalıştırırdı, sunucu da genellikle bir veritabanıydı. Yaygın uygulama geliştirme araçları VB, Powerbuilder ve Delphi idi. Bunlar SQL bağlanabilen arayüz kontrolleri içerdiğinden, veri yoğun uygulama geliştirmeyi oldukça kolaylaştırıyorlardı. Böylece, formlara kontroller sürükleyerek ekranlar oluşturabiliyordunuz ve özellik alanlarını tanımlayarak kontrolleri veritabanına bağlayabiliyordunuz.<br />
Eğer uygulama, genel olarak, ilişkili verileri göstermek ve basit olarak güncellemek ise istemci-sunucu sistemleri iyi iş görüyordu. Problem iş kurallarındaydı: kontroller, hesaplamalar, vs. İnsanlar genellikle bunları istemci tarafında yazarlardı. Fakat bu kötü kodlamaydı ve iş mantığını ekranlara gömmeyi gerektiriyordu. İş kuralları komplike oldukça, bu kod ile çalışmak çok zorlaşıyordu. Dahası, iş mantığını ekranlara gömmek, kodun çoklanmasına sebep oluyordu. Bu da basit değişiklikler için tüm ekranları taramayı gerektiriyordu.<br />
Bir alternatif de iş mantığını, veritabanında sp (stored procedure) lere gömmekti. Ancak sp ler kısıtlı programlama imkanı sunuyordu, bu da yine kötü koda yol açıyordu. Ayrıca, birçok insan, SQL i, gerektiğinde veritabanını değiştirmeye olanak sağlayabilen bir standart olduğu için tercih ediyordu. Gerçekte çok az insanın bunu yapmasına rağmen, birçok insan yüksek taşıma maliyetine katlanmaksızın veritabanı bağımsızlığına sahip olmayı seviyordu.<br />
İstemci-sunucu sistemlerin popülerleştiği sırada, nesne yönelimli (object-oriented) yaklaşım da revaçtaydı. Nesnecilerin iş kuralları problemine verecek bir cevabı vardı: Üç katmanlı bir sistem. Bu yaklaşıma göre; kullanıcı arayüzlerinin bulunduğu bir sunum katmanı, iş kurallarının bulunduğu bir iş katmanı, ve bir veri katmanı vardır. Bu şekilde, girift iş kurallarını arayüzden çıkartıp ayrı bir katmana koyabilirdiniz ve nesneler kullanarak bu katmanı yapılandırabilirdiniz.<br />
Buna karşın, nesne taraftarları bir miktar ileri gitmişti. Gerçekte birçok sistem oldukça sadeydi, ya da en azından öyle başlıyordu. Üç katmanlı yaklaşımın birçok avantajı olmasına rağmen, eğer probleminiz basit ise, istemci-sunucu geliştirme araçları daha cazipti. İstemci-sunucu araçlarını, üç katmanlı mimaride kullanmak ise çok zordu, hatta imkansızdı.<br />
Bence, burada sismik şok, Web&#8217;in yükselişi ile geldi. İnsanlar birden, istemci-sunucu uygulamalarını web browser ile kullanmak istediler. Ancak, eğer tüm iş kurallarınız bir istemciye gömülü ise, bu kuralların tamamının bir web arayüzünde tekrar kodlanması gerekir. İyi tasarlanmış bir üç katmanlı uygulamada ise, sadece yeni bir sunum katmanı eklemek işi çözecektir. Dahası, Java ile gördük ki, tam tekmil bir nesne tabanlı geliştirme dili ana yola yerleşmişti bile. Web sayfaları geliştirmek için gerekli araçlar, SQL e daha az bağımlı, üçüncü katmana bağlanmaya daha uygundular.<br />
İnsanlar katman konunu konuştuklarında, genellikle katmanlı mimari ve katlı mimari terimleri üzerinde bir karışıklık olur. İki terim sık olarak eşanlamlı gibi kullanılsa bile, birçok insan kat kavramını fiziksel bir ayrılma ile eşleştirir. İstemci-sunucu sistemleri iki katlı sistemler olarak tanımlanır ve ayrışma fizikseldir: İstemci bir masaüstü bilgisayardır ve sunucu da bir sunucudur. Benim katman kelimesini kullanmam, ayrı katmanları ayrı makinelerde çalıştırmak zorunda olmadığımızı vurgulamak içindir. Ayrıştırılmış bir iş katmanı, istemcide veya sunucuda çalışabilir. Bu durumda iki noktanız ancak üç katmanınız vardır. Yerel bir veritabanı ile, üç katmanı da aynı dizüstü bilgisayarda çalıştırabilirim, ancak yine de üç katmanlı bir yapı vardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fatihgunes.com/martin-fowlerdan-katmanli-mimarinin-evrimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Okuduklarım: Kitab-ül Hiyel &#8211; İhsan Oktay Anar</title>
		<link>http://www.fatihgunes.com/okuduklarim-kitab-ul-hiyel-ihsan-oktay-anar/</link>
		<comments>http://www.fatihgunes.com/okuduklarim-kitab-ul-hiyel-ihsan-oktay-anar/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Nov 2009 23:19:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fatih Güneş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Okuduklarım]]></category>
		<category><![CDATA[İhsan Oktay Anar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fatihgunes.com/?p=166</guid>
		<description><![CDATA[
Ömrü hayatımın son iki yılında keşfettiğim -buna sevinsem mi, dövünsem mi bilemiyorum- Türk Edebiyatının yaşayan iki büyük yazarından İhsan Oktay Anar&#8217;ın (diğeri Hasan Ali Toptaş dır) ikinci romanı olan &#8220;Kitab-ül Hiyel&#8221; i az önce bitirdim. İçinde bulunduğum mutluluk ve mest olma halini doya doya yaşasam mı, yoksa sıcağı sıcağına bu yazıyı yazsam mı tereddütünü uzatmadan, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="margin: 10px;" title="kitabulhiyel" src="http://neokuyorsun.com/img/kitap_gorsel/2b56063c2b3db66b809765e975509834.jpg" alt="Kitab-ül Hiyel" width="120" height="184" /></p>
<p>Ömrü hayatımın son iki yılında keşfettiğim -buna sevinsem mi, dövünsem mi bilemiyorum- Türk Edebiyatının yaşayan iki büyük yazarından İhsan Oktay Anar&#8217;ın (diğeri Hasan Ali Toptaş dır) ikinci romanı olan &#8220;Kitab-ül Hiyel&#8221; i az önce bitirdim. İçinde bulunduğum mutluluk ve mest olma halini doya doya yaşasam mı, yoksa sıcağı sıcağına bu yazıyı yazsam mı tereddütünü uzatmadan, ikisini de aynı anda yapabileceğimi düşünerek bilgisayarın başına oturdum.<span id="more-166"></span><br />
Yazarın birinci romanı olan ve bence bir başyapıt olan &#8220;Puslu Kıtalar Atlası&#8221; nı okurken, bu blog&#8217;u henüz yazmaya başlamamış olmam ne büyük şanssızlık. Zira bu blog&#8217;u yazmaya başladıktan sonra keşfettiğim şeylerden biri de, insanın yazarken, duygu ve düşüncelerini derleyip toparladığı, fiziken olduğu gibi, beyninde de güzelce arşivlediği oldu.<br />
Kitab-ül Hiyel, eski dilde Mekanik Kitabı anlamına geliyor. Kitap, benim gibi, mekanik ve mühendislik meraklıları için bulunmaz nimet. Leonardo da Vinci&#8217;nin kara kalemle yaptığı mekanik çizimlerin hayranları bir de bu kitaba göz atsınlar. Kültürümüzün ve edebiyatımızın derinliklerinde kendilerini kaybedecekler.<br />
Kitap, eski Osmanlı kahvehane kültüründe önemli bir yeri olan sözlü anlatım biçimini esas alarak, okuyucuyu geçmişe doğru; mekanik, felsefe, Osmanlı yaşayış ve kültürü ile bezeli bir hayali yolculuğa çıkarıyor. Şık bir final ile sizi kendinizle başbaşa bırakarak bitiriyor.<br />
İmparatorluk Hayal Nazırı, Uzun İhsan Efendi (yazarın her kitabında kendisine gönderme yaptığı bir karakter var) önünde saygıyla eğiliyor, Türkiye&#8217;de ve Türkçe&#8217;de var olduğu için, Tanrıya binlerce teşekkür ediyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fatihgunes.com/okuduklarim-kitab-ul-hiyel-ihsan-oktay-anar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
