Hasret bitti, vuslat gerçekleşti! Beni yakından tanıyanlar, Fransız dil, kültür ve edebiyatına olan ilgimi bilir. Ben de uzun soluklu bu ilgimi bizzat yerinde gidermek için mayıs sonu, haziran başında 5 günlük dolu dolu eşimle beraber bir Paris tatili yaptık. Paris’in havasını, çok kültürlülüğünü ve şehir planlamasını (geniş bulvar ve medanlarını) çok sevdik. Hayat pahalılığını, Eyfel’in altındaki silahlı askerleri, ve uzun kuyruklarını hiç sevmedim.
Yazının devamında, gidecekler için tavsiyelerim ve görülmeden gelinmemesi gerektiğini düşündüğüm yerler bulunuyor…
Gidecekler için tavsiyeler:
Tur şirketiyle gidin: Ben Cafe Tur ile gittik. Çok da memnun kaldık. Uçak yolculuğu, kaldığım otelin konfor ve konumu harikaydı. Hele de fiyat ile karşılaştırılınca. Tur şirketinden Berrin Hanım çok yardımcı oldu. Rezervasyonda tarih değişikliği yaptık ve hiç sorun çıkmadı. Yurtdışı tur seçiminde şöyle bir yöntem uyguluyorum ki ikidir iyi sonuç aldıyorum. Gideceğim ülke/şehre en çok tur düzenliyen şirketten turu satın alıyorum. Belirli bir tarih aralığında en fazla tur yapan şirket hem o şehir konusunda uzman, hem de müşteri memnuniyeti iyi ki ürün yelpazesi geniş diye düşünüyorum.
Mevsimlik kıyafet götürün: İstanbul’un haziran güneşine aldanıp, benim gibi sadece yazlık kıyafet götürürseniz tüm fotoğraflarda aynı tişörtle görünüp, Parisi bir günde gezmiş imajı verebilirsiniz
Avrupa’ya giden, yanından mevsimlik kıyafetlerini ve şemsiyesini eksik etmemeli.
Fransız mutfağından çok şey beklemeyin: Paris’te dünyanın tüm mutfakları her yerde çok rahat bulunuyor. Ama kaliteli Fransız restoranları çok pahalı. Her tarafı bizim burada yüzüne bakmayacağımız bir krep çılgınlığı sarmış. Adamlar öğlen yemeğini sandviç ile geçirdiklerinden, etrafta bol bol sandviç büfesi var. Tavsiye ederim. Mütevazi turist bütçesi ile en yenebilecek olanlar; tabi ki yaşasın İtalyan pizzaları ve Fransızların McDonalds alternatifi olan Quick.
Ulaşım: Paris’in ulaşım sistemi birçok alternatif içeriyor. Şehir merkezini gezmek için otobüsleri kullanın. Çevre semtler için Metro kullanın. Pariste metro kullanılarak gidilemeyecek nokta yok. Üstelik metro ile aktarmalar da ücretsiz. Ama ben sportifim diyorsanız, benim yapamadığım ama aklımda kalan Velib sistemini deneyin. Velib Fransızca Velo (bisiklet) ve Liberte (özgürlük) kelimelerinden türetilmiş bir sistemin adı. Şehrin birçok noktasında belediyeye ait bisiklet parkları ve ortak kullanım için park edilmiş bakımlı bisikletler bulunuyor. Bir noktadan alıp başka bir yere gidip oradaki parka bırakabiliyorsunuz. Pariste spiral gibi açılan semt sistemini (arrondissement) çözdüğünüzde kaybolmak neredeyse imkansız.
Bilgilenme: Gitmeden önce DnR dan 11 TL e Berlitz’in bir Paris Cep Rehberi kitabı edinin. Biraz da ekşi sözlük tavsiyesiyle rehbere bağımlı kalmazsınız. Ha biz CafeTur rehberi Aslı hanım’ı çok sevdik, çok beğendik o ayrı
İngilizce konuşun: Benim gibi Fransızca pratik yapmak gibi bir derdiniz yok ise, hiç çekinmeyin. Çatır çatır İngilizce konuşun. Fransızlar İngilizce konuşanları sevmez miti bir yalan. Eğitim sistemleri dolayısıyla doğru dürüst İngilizce öğrenemediklerinden, İngilizce konuşanlara hayranlık bile duyuyorlar. Ayrıca Paris halkını da çok yardımsever buldum. Kibirli, burnundan kıl aldırmayan Fransıza hiç rastlamadım.
Görülmeden gelinmemesi gereken yerler:
Notre-Dame de Paris katedrali: Victor Hugo’nun Notre Dame’ın kamburu romanına ilham veren, etkileyici batı cephesi ile görülmeden gelinmemesi gereken bir yapı. Üst katına çıkmak için uzun bir kuyruğu beklemek gerekiyor. Ben beklemedim.
Eiffel kulesi: Ben daha etkileyici olmasını bekliyordum. Şehrin genel güzelliği yanında Eyfel biraz yavan kalıyor. Ama görmeden gelinmez tabi. Bir de Paris’e yukarıdan bakmak büyük zevk.
Champs Elysees bulvarı: Bulvarın en başındaki Concorde meydanından, dünyanın en meşhur bulvarı Şanzelize’ye bakmak, o genişlik ve ferahlığı hissetmek, kilometrelerce ötede caddenin sonundaki l’Etoile (yıldız) meydanını ve takı görmek, daha arkada, çok daha uzaktaki modern Paris semti La Defence silüeti önündeki devasa Grande Arche yapsını görebilior olmak. Bir şehrin bilinçli ellerde nasıl bir güzelliğe sahip olacağını anlamak ve bizim dünyanın incisi İstanbul’a yaptıklarımız için ah çekmek.
Jardins du Luxembourg: Lüksemburg bahçeleri, şehrin ortasında insana huzur veren harika bir park. Tarihiyle, içindeki saray ve devasa çeşmesi ile görülmeye değer bir yer.
Louvre Müzesi: Bu müze için öncelikle antremanlı olmak şart. Devasa bir müze. Mısır’a gitmeden Mısır medeniyeti hakkında en çok bilgi ve görüş sahibi olma imkanı, Louvre’daki Mısır bölümü ile mümkün. İtalyan ressamlar bölümü ise popüler Mona Lisa’yı içeren ancak çok daha fazlasını sunan bir bölüm. Bir günden kısa bir süre ayırmak ziyan olur.
Akgün Akova’dan, Paris hakkında kısa ancak çok kapsamlı bir yazı. Gitmeden mutlaka okuyun derim.

Fransada 4 yilini gecirmis biri olarak ( ogrenci olarak), Paris guzeldir derim . Gerci farkli bakis acilari olabilir. Ama Fransa yi Fransa yapan tasrasidir! Ozellikle Bretagne ve guneyi gorulmeye degerdir!