Referandum, duma duma dum!

İlk defa politik bir yazı yazıyorum. Konu bir aydan az süre kalan Referandum. En baştan söyliyeyim, referandum da tercihimin Evet mi Hayır mı olacağı henüz belli değil. Araştırmaya da yeni yeni başladım. Yazım tercihimin renginden veya referanduma konu olan anayasa değişiklik paketinden çok bu konu etrafındaki toplumsal gözlemlerimden oluşuyor.

Biz Hayır demesini bilmeyiz!

Öncelikle referandum sonucuna ilişkin tahminimi söyleyeyim: Referandum’dan %62-67 arasında Evet çıkacağını tahmin ediyorum. Sebebi toplum olarak; pozitif, sağduyulu ve kaderci bir yapımızın olması. Bizim halkımızın yüzüne gül, bir selam ver, ağzındaki lokmasına ortak olursun. Ortalama bir talebe alacağın muhtemel cevap büyük ihtimal pozitif olacaktır. Bunu bir eleştiri anlamında söylemiyorum. Sadece gözlemlerim bu yönde. Gençliğimde, takdir ettiğim ve saygı duyduğum nadir bir politikacı olan Kamuran İnan Bey’in bir kitabını okumuştum: “Hayır diyebilen Türkiye”. Kitap daha çok dış politika ekseninde Türkiye’nin Hayır diyememesinin dezavantajlarını anlatıyor ve Hayır demenin nasıl bir güç olduğunu tecrübelerle örneklendiriyordu.

Hayır demek, Evet demekten zordur. Neden böyle? Reddetmek, sağlam bir karakter, net bir duruş ve detaylı inceleme ve araştırma gerektirir.

Şöyle bir iddiam var: Referanduma sunulan anayasa paketindeki her madde, tam tersini ifade edecek şekilde değiştirilsin. Referandumdan çıkan sonuç, en az %51, yine Evet olacaktır!

Hayırcılar daha çok çalışıyor.

Eksik olduğumuz konulardan biri de toplumsal reflekslerimizin zayıf olması. Bunun orta ve yakın tarihimizle doğrudan bağlantısı olduğunu düşünüyorum. Bu referandumda dikkatimi çeken konulardan birisi, Hayır cephesinin çok daha aktif ve daha fazla çalışıyor olması. Bugüne kadar elime tutuşturulan broşürlerden (ki hepsini alıp dikkatle okuyorum) %80 i Hayır’cılardan.

Cumhurbaşkanı birkaç gün önce bir açıklama yaparak, artık liderlerin paketin içeriğini konuşmaya başlaması gerektiğini söyledi. Sadece liderler mi? Genel olarak ne propoganda içeriklerinde, ne de insanların arasında konuşulanlarda, paketin içeriğine dair çok az şeye rastlıyorum. Daha çok taraf olmamız isteniyor. Sloganlar havada uçuşuyor, yakın tarihe referanslar verilerek haklılık, daha doğrusu taraftarlık hedefleniyor. Bugüne kadar içeriğe dair rastladığım tek broşür, Ak parti tarafından hazırlanmış, karikatürlerle anlaşılırlık sağlanmış, bir kitapçıktı ki bence yeterli olmasa bile en bilgilendirici çalışmaydı.

Azla yetinen, çoğu hiç bulamaz!

Evet cephesindeki popüler yaklaşımlardan biri “Yetmez, ama Evet”. Yetmiyorsa niye Evet? Bizde meşhur bir atasözü vardır: “Azla yetinmeyen çoğu bulamaz” diye. Bir arkadaşım şöyle bir yorum yapmıştı bir tarihte: “Azla yetinen çoğu hiç bulamaz”. Sonradan çok hak verdim kendisine, çünkü azla yetinen çoğu hiç aramıyordu bile.

Bu yaklaşımın sebebi, anayasa değişiklik paketinin içeriğinin, Evet cephesini bile tatmin etmemesi. Peki bu paket bizi tatmin etmiyorsa, neden bu pakete hayır, gidin daha iddialı, daha dolu bir paketle gelin diyemiyoruz. İki sebebi var: 1 – Politik atalet: Darbe anayasası geleli 30 sene olmuş, en iddiasız paket için bile tek parti iktidarının burnundan kan geldi. Şimdi değişmezse ne zaman değişecek! 2 – Referandum pahalı birşey: Bizim, İsviçre gibi Cami minaresi için bile referandum yapacak lüksümüz yok.

Öyleyse, tek seferde en kapsamlı ve iddialı paket olsaydı daha iyi olmaz mıydı? Benim idealimdeki pakette şunlar kesinlikle bulunmalıydı:

  1. Anayasa paketinin kolayca değişebilmesinin ve modern demokrasilerde olduğu gibi sadeleşmesinin yolu açılmalı.
  2. Daha adil bir seçim sisteminin yolu açılmalı, artık bir utanç olan seçim barajı düşmeli.
  3. Toplum ve kurumlardaki (özellikle siyasi partilerdeki) iç demokrasiyi arttırıcı önlemler olmalı (mevcut pakette kısmen var bu)
  4. Yönetimde denetim ve şeffaflık arttırıcı maddeler bulunmalı
  5. Toplumsal eşitlik ve özgürüklerin önünü açan maddeler bulunmalı. Farklı din, dil, etnik köken ve diğer tüm ayrışmalara eşit yaklaşan bir anayasanın temelleri atılmalı. Gerçek demokratik açılım bu referandum ile sağlanmalı.

(araştırmalarım devam ettikçe, liste genişleyecek…)

Şarkılar bizi söyler.

Son olarak hoş bir anekdot ile kapatayım: Evimin tam karşısında Ramazan dolayısıyla bir panayır kuruldu. Panayırın bir köşesinde Hayırcılar için propoganda noktası, diğer köşesinde Evetciler için bir nokta tahsis edilmiş. Hayırcılar, Barış Manço’nun güzel bir şarkısının nakaratını çalıyorlar sık sık: “Hayır, hayır, yüzbin kere hayır, inanmıyorum sana” diye haykırıyor, merhum. Evetcilerin köşesinden bir müzik gelmiyor. Bana sorsalardı, Ebru Gündeş’ten “Evet, söylüyorum Evet, istiyorum Evet, seviyorum, aşığım sana” çalmalarını önerirdim.

Ek: Keskin kalem, Yılmaz Özdil den Referandum konulu hoş bir yazı.

Category: Hayat  Tags:
You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed. You can leave a response, or trackback from your own site.
2 Responses
  1. referandum says:

    referanduma 1 haftadan az bir süre kaldı ve daha birçok insan değişiklik paketinin içeriğini bile bilmiyor.sokakta soruyorum evet diyeceğim ve ya hayır diyeceğim diyor ama nedenini sorunca sağlıklı cevaplar veremiyorlar.bakalım neler olacak.

  2. Ben de “yetmez ama evet”çiydim sevgili Fatih. Çünkü 30 yıllık bu anayasanın az da olsa değiştirilmesine şahit olmak bile bir başlangıç olsun diye düşünüyordum. Bu kadarında bile bu kadar tantana kopuyorsa daha kapsamlısı hiç olmayabilir, diye düşündüm.

    Benim gözlemim de evetçilerin hayırcılardan daha bilinçli oy verdiği yönündeydi. (Hepsi öyle demiyorum tabii) Neden Hayır oyu vereceğini söyleyenlerin “Tayyip yaptıysa vardır bir sebebi” düzeyindeydi eleştri noktası. Hayırcıların bir kısmı da aynı cümleyi olumlu anlamda tekrarlıyordu ama “Daha güzel ve demokratik bir Türkiye” için diyenler de vardı.

    Yalnız beni de referandum sonucunu yorumlayan gazeteciler güldürdü en çok. Zaten herbirinin ne söyleyeceğini biliyoruz da acaba “ben böyle düşünmemiştim, ufkumu açtı adam / kadın” diyeceğim birileri var mı diye dinledim pek çoğunu. Genel yorum AKP oylarının evetçi MHP oylarıyla birleşip bu yüzdeye ulaşyığı yönündeydi. Ben AKP seçmeni değilim. MHP seçmeni de değilim. Ama oyum evet. E benim oyun nerde o zaman :)

    Zaten bu yorumcular biz liberalleri de kaale aldıkları gün dişimi kıracağım.

Leave a Reply

XHTML: You can use these tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>